yedi sekiz yaşındaki benim üzerimden havalandırılan beyaz çarşafların üzerime
yavaşça süzülmesi gibi bir şey.. ya da huzur….
geride kalan ve benden bu kadar olan
'' Bir fincan kahveye gelirdim. Onu da gerçekten isterdim ama.
Daha sonra senin istediklerinden fazlasını da beklerdim hatta. Ve gerçekten isterdim.
Birlikte içmediğimiz bir fincan kahve biterken yudum yudum sonra yürürdük adım adım ve sen sabrederdin bir kadeh kırmızıya.
Gayet de böyleydin aslında
Es geçtin belki de kimsenin gerçek olamayacak kadar saf olmadığını. Ama yeterince yeterdi bendeki sana
Daha sonra senin istediklerinden fazlasını da beklerdim hatta. Ve gerçekten isterdim.
Birlikte içmediğimiz bir fincan kahve biterken yudum yudum sonra yürürdük adım adım ve sen sabrederdin bir kadeh kırmızıya.
Gayet de böyleydin aslında
Es geçtin belki de kimsenin gerçek olamayacak kadar saf olmadığını. Ama yeterince yeterdi bendeki sana
çünkü sırf sana..
Kuralsızlık kurallarını koymasan önüme ve yıkmaya çalıştığını sandığın tabuları yaratmasan ellerinle.. ben o sözleşmeyi imzalayacak kadar saf olmadığımda şaşırmasaydın ve de..
Sağa doğru kayan yandan gülümsemelerle suratında.. zamanı ileriye sarmaya çalışan sen ve geçmişlerini sorgularken..
Bedelini bana ödetmeye çalıştığında ve bunu anladığımda anlam verememe yalanına yalandan inanmayacağıma inanacak kadar saftın ve de.. benim için sırf o kadardı işte..
Ama ben inanmış gibi yapmaya değecek kadar güzel bir kahve içmedim hayatımda.
Aceleyle bana koştuğuna inandırırken kendini.. gerçek olamayacak kadar büyük bir hızla her şeyi durdurduğunda.. Zaten hiç başlatmaman gerekeni durdurmaya çok geç kaldığında yani.
Kuralsızlık kurallarını koymasan önüme ve yıkmaya çalıştığını sandığın tabuları yaratmasan ellerinle.. ben o sözleşmeyi imzalayacak kadar saf olmadığımda şaşırmasaydın ve de..
Sağa doğru kayan yandan gülümsemelerle suratında.. zamanı ileriye sarmaya çalışan sen ve geçmişlerini sorgularken..
Bedelini bana ödetmeye çalıştığında ve bunu anladığımda anlam verememe yalanına yalandan inanmayacağıma inanacak kadar saftın ve de.. benim için sırf o kadardı işte..
Ama ben inanmış gibi yapmaya değecek kadar güzel bir kahve içmedim hayatımda.
Aceleyle bana koştuğuna inandırırken kendini.. gerçek olamayacak kadar büyük bir hızla her şeyi durdurduğunda.. Zaten hiç başlatmaman gerekeni durdurmaya çok geç kaldığında yani.
Ya ben.
Yoksa inandığım sözlerin gibi bir kahveyi de buyur ederdim ayağıma…
Tek bir adımımı hor görüp üçer beşer çıkabiliyorum diye çabalarken saçma sapan.. kafama geçirmesen pek çok şeyi başımı eğerdim de..
Saygı duymayı da bilirim çünkü..
Anı yaşar gibi yaparken ve gözünü kapatıp koşabildiğini sanırken en büyük planındı plansızlık aslında.. aynı koyduğun kuralların gibi.. göremediğin ve o ana dek hiç olmadığı kadar saf olan ben gibi.. es geçtin.. Belki de yalandan güzeldim.
Alnımdaki harf ve olabildiğince boyutu saflığımın ancak bu kadar oldu işte.. şaşırmasan anlamazdım belki de..
Ben anladım anlamasına ama gülümsemelerin yandandı aynı bakışlarının çok güzel olduğu gibi.
Sinir bozucu batıllarını fark edemezken gözünde takıntılı ben..
Beynin yerine ellerin ve kalbin yerine gözlerin çalışırdı bir yalan borcum olsun.
Ama bir teklifim var şimdi. Hiç teklif etmediğimi. Sanki kendime geldim nedense.
Zor kolayların kolaylaşır yeniden o zaman hani. Hatta en zorlarla yarışabileceğinin hayalinde yaşarsın. Ve karşındakine inattan değil de isteyerek içten gülersin o zaman.
Senin bir yandan gülüş atmak için es geçtiğin ben, hiç kendine gülümsemedi aynaların karşısında yalandan.
Beni geç sen kendini bile kandırmışsın da içten güldüğüne
Yoksa inandığım sözlerin gibi bir kahveyi de buyur ederdim ayağıma…
Tek bir adımımı hor görüp üçer beşer çıkabiliyorum diye çabalarken saçma sapan.. kafama geçirmesen pek çok şeyi başımı eğerdim de..
Saygı duymayı da bilirim çünkü..
Anı yaşar gibi yaparken ve gözünü kapatıp koşabildiğini sanırken en büyük planındı plansızlık aslında.. aynı koyduğun kuralların gibi.. göremediğin ve o ana dek hiç olmadığı kadar saf olan ben gibi.. es geçtin.. Belki de yalandan güzeldim.
Alnımdaki harf ve olabildiğince boyutu saflığımın ancak bu kadar oldu işte.. şaşırmasan anlamazdım belki de..
Ben anladım anlamasına ama gülümsemelerin yandandı aynı bakışlarının çok güzel olduğu gibi.
Sinir bozucu batıllarını fark edemezken gözünde takıntılı ben..
Beynin yerine ellerin ve kalbin yerine gözlerin çalışırdı bir yalan borcum olsun.
Ama bir teklifim var şimdi. Hiç teklif etmediğimi. Sanki kendime geldim nedense.
Zor kolayların kolaylaşır yeniden o zaman hani. Hatta en zorlarla yarışabileceğinin hayalinde yaşarsın. Ve karşındakine inattan değil de isteyerek içten gülersin o zaman.
Senin bir yandan gülüş atmak için es geçtiğin ben, hiç kendine gülümsemedi aynaların karşısında yalandan.
Beni geç sen kendini bile kandırmışsın da içten güldüğüne
Bana gülümsediğini sanarak..
Her yeri süsleyecek kadar yürekliydin evet. Senindi yarı yalan bunca güzel kokulu çiçek ama meğer sadece sığınak olmuşlar sana. Kabul ediyorum bu noktada her kadın gerçek olamayacak kadar salaktır bir bukete..
Ama ben papatya severim.
Kendini göremedin mi sen. Ya ben.
Ben geçen tek bir cümlede ‘herşey’ in içindeki bir şey olurdum ancak.
Ya ben. Ben şimdi bu zehri kime bulaştırayım. Sırıtabilmek adına sana en intikamlı gülüşlerle. Sırıtmak nedir bilir misin.
birkaç metre derinlikteki boşluta çok mu umurundasın acaba.
Yani bir hiç uğruna..
Oğ piti pitilerle seçsem en safını ve en güzel kelimeleri. Senin çok mu umurunda olur senden güzel gülücüklerim.
İkimiz de bir hiçiz demek gerçek olamayacak kadar gerçek işte sonunda.
İhanete uğrayıp da hırslanıp hak görürken kendine pek çok şeyi. Ya ben diyorum sana anlayabileceğinden şüpheli.
Gerçek bir sözleşme koysaydın keşke başından ikimizin de önüne. Biraz sohbete ve bir fincan kahveye gelirdim inan; sokağındaki o zahmetsiz papatyalara baka baka..
Her yeri süsleyecek kadar yürekliydin evet. Senindi yarı yalan bunca güzel kokulu çiçek ama meğer sadece sığınak olmuşlar sana. Kabul ediyorum bu noktada her kadın gerçek olamayacak kadar salaktır bir bukete..
Ama ben papatya severim.
Kendini göremedin mi sen. Ya ben.
Ben geçen tek bir cümlede ‘herşey’ in içindeki bir şey olurdum ancak.
Ya ben. Ben şimdi bu zehri kime bulaştırayım. Sırıtabilmek adına sana en intikamlı gülüşlerle. Sırıtmak nedir bilir misin.
birkaç metre derinlikteki boşluta çok mu umurundasın acaba.
Yani bir hiç uğruna..
Oğ piti pitilerle seçsem en safını ve en güzel kelimeleri. Senin çok mu umurunda olur senden güzel gülücüklerim.
İkimiz de bir hiçiz demek gerçek olamayacak kadar gerçek işte sonunda.
İhanete uğrayıp da hırslanıp hak görürken kendine pek çok şeyi. Ya ben diyorum sana anlayabileceğinden şüpheli.
Gerçek bir sözleşme koysaydın keşke başından ikimizin de önüne. Biraz sohbete ve bir fincan kahveye gelirdim inan; sokağındaki o zahmetsiz papatyalara baka baka..
Benim oturduğum aynı sandalye ve saçlarım en sevdiğim uzunlukta hala. Gözlerim ne kadar siyahtan çalar hatırladın mı. Senin mordan pembelerine inat..
Birkaçlıkları çok derin sanırsın da neden ölçmeye kalkarsın acaba. Üzerinden ancak damla damla içebildiğim bir bardak su varken suçlamak ne içinse.. Gerçek olamayacak şeyler isteme bence bu kadar yürekten.
Espriden yalanlar vardır şarkı sözlerinde.
Ama gerçekti. Saçlarımın içeri doğru uzamasına nedenler ve deşip durduklarım ne kadar gerçekse.
Bittiğini sandığın basamakların dibinde tökezlersin mumlar sönünce hani. Sonra birden ışıklar yanar ve kendi salaklıklarınla baş başa kalırsın. Kimse görmemiş olsa keşke dimi.
Ama gerçekti. Saçlarımın içeri doğru uzamasına nedenler ve deşip durduklarım ne kadar gerçekse.
Bittiğini sandığın basamakların dibinde tökezlersin mumlar sönünce hani. Sonra birden ışıklar yanar ve kendi salaklıklarınla baş başa kalırsın. Kimse görmemiş olsa keşke dimi.
Tek bir sesli harf çıkartmadan yere basarım uçabileceğim de mesafede ve şikayetsiz.
en sert bakışın onlarca güzel lafa bedelken
Peki ya sen.
Sorumluluklarını alamayacaklarına kılıf mıydı yaratmaya çalıştığın o başka boyut. İçimdeydi en güzeli oysa. Sessiz sakin bir ev vardı içimde kilometrelerce yürüdüğüm. Süslediğim.. Başka bir odasında uyurken bulduğumda seni bakmak isterdim kapı aralıklarından.
Yetinmek nedir.
Bekleyebilmek mi yoksa beklemeyi bilmek mi. Bilemediklerime inat bekleyebilirdim ben tek bir soru sormadan mı yoksa sormadan aldığım cevaplara inanarak mı. Arada kalarak mı böyle tezat oluşumuz yüzünden.
Midende kramplarla ve uzandığın iğnelerden yatakla.. aynı anda asansörde kalmak ya da bir odada kitli kalmak sırf ona şanssızlıkken gibi bir fanteziden umutla beklemek nasıl bir manyaklık peki...
Zamanında kullandığım sakarinler mi beyinsiz kılan beni gözünde.
‘‘Ben buradayım yani’’ hatırladın mı…
Güzelliğini görmek için sabahları çirkin kalkmayı göze alamayacak kadar cimri mi sanmıştın beni gerçekten. Ve cimrilikten ziyade sıfır kusurlu bulduğum hissedemediklerinle nasıl da suçlamayı hak görmüştün kendinde. Adımları (mı) göremezken. Ve küçümsediğin bir yanımdaki o küçük kız çocuğu nedendi içimi ağlatmaya. Senin de için ağlarken nedenini düşünmeyecek kadar çok severdi seni. Peki diğer kızı elinde bir bardak suyla gördün mü ki hiç.
Neden evet hayırın mutsuz ettiği kadar mutlu etmez insanı.
Sen kendini bile kandırmışsın demek bir ilk olmasın olmayacaksa.
Sen kendini bile kandırmışsın demek bir ilk olmasın olmayacaksa.
Herkes aslında kendi kendine kazdığı kuyuyu neden hep en derin sanır. Ve kendi hikayesini roman.
Sen ne kadar derindeydin. Benim yazıp çizdiğim bu hikaye kaçıncı sayfada son buldu sence. Şu an hikayenin dışında olduğumu sanmak yalan olsun olacaksa.
Sen ne kadar derindeydin. Benim yazıp çizdiğim bu hikaye kaçıncı sayfada son buldu sence. Şu an hikayenin dışında olduğumu sanmak yalan olsun olacaksa.
Neden en zorları seçer insan. En çözümsüzlere cevap arar..
İyi nedir ki herkes sadece kendisi için olan paketlerdeki iyilerle ilgilenirken.
Bakışların açık eder..
Bir parfüm şişesinin batıllığında atlatılan atlatılmamış olsa ne fark eder..
Herkes aynı kapıdan girerken farklı bir kapıdan çıktığını mı sanıyor yoksa... Ta ki gerçekten bitene kadar.. yoksa deneme çekmenin nesi beyinlerde gürültü mü..
Doğrusu lehime bir yalan ittiyse beni arkamdan hikayeme vasat kalır. Duymak istemem o yüzden de. Arabeskin doruğuna inanmadığımdan.
Bazen gözlerime bakarak söylediği tek bir cümle diğerlerini de peşinden sürükler hem.
Ona değil de her bir ihtimalime mektup yazmak da hayatımın hiç olmadığı kadar durmasından mıdır bilinmez..
Ona değil de her bir ihtimalime mektup yazmak da hayatımın hiç olmadığı kadar durmasından mıdır bilinmez..
Küçük bir kız çocuğunun yazdıkları okşardı sadece.. Ama yine de tezatlarım bile teğet geçer durumda birbirini. Sert başlayıp da yumuşak bir bitiriş benim hikayeme tezat olsa bile.
Bazen koca bir yazıda sadece bir cümleye sadece bir yazı olarak bakmak varsa sence hangisi. Ya da hangisi olsun istenir bilememek karşıdan tam da karşından bakarken.
Ne getiriyorsa yaşayayım diye devam ederken günler, o anlar nasılsa diye kendini bir hiç gibi tanıttığının farkına varamamak da olsa sonunda..
En ağır makyajı yapmak en basitiyken bana siyah kazağındı en yakışan.
Kahveyi boş verip portakal mı soymalıydım. Ve başucuma bir bardak su koyacak kadar değer veririm ben kendime de.
Bazen koca bir yazıda sadece bir cümleye sadece bir yazı olarak bakmak varsa sence hangisi. Ya da hangisi olsun istenir bilememek karşıdan tam da karşından bakarken.
Ne getiriyorsa yaşayayım diye devam ederken günler, o anlar nasılsa diye kendini bir hiç gibi tanıttığının farkına varamamak da olsa sonunda..
En ağır makyajı yapmak en basitiyken bana siyah kazağındı en yakışan.
Kahveyi boş verip portakal mı soymalıydım. Ve başucuma bir bardak su koyacak kadar değer veririm ben kendime de.
İstedim ama olmadı demek zor muydu. Ve neden. Sırf kendine yenilmemenin inadı içinde mi bana arabesk bir kötülük olsundan öte. Ne çok soruyorum dimi bir kere başlayınca.. Ama duymak istemiyorum hiçbirinin cevabını.
Ölü toprağını kazmaktan öte ben de ölmek üzereyim ve parmak kaldıracak kadar bile halim yok.
Ölü toprağını kazmaktan öte ben de ölmek üzereyim ve parmak kaldıracak kadar bile halim yok.
Senin de inandığına inandırdığın nadir bir bazenlikte..
Kayboldum deme bir gün sakın bana..
Başka bir boyutta yaşadıklarından sonra karnı acıkabilecek kadar insanım ben de yediğim ekmeğin fiyatını bilemezken… Hayat da bir bostancı uzattığın andaki kadar gerçek aslında hep. Ya da nasılsa her zaman.
Gerçek bir gülümsemeyle içmeyi de bilirim.
Beş yıldızlı aferini hak ettim mi şimdi. Zaaflarıma sadıkken tam da.. Hep olacağım gibi.
Ne zaman istersen yarı tutulur gerçeklikte bir söz borcum olsun! Bir hayale sarılmanın ağırlığından çok bir hayalete dokunmanın hafifliğinde…
2 şekerli ve sütlüye… ''
Gerçek bir gülümsemeyle içmeyi de bilirim.
Beş yıldızlı aferini hak ettim mi şimdi. Zaaflarıma sadıkken tam da.. Hep olacağım gibi.
Ne zaman istersen yarı tutulur gerçeklikte bir söz borcum olsun! Bir hayale sarılmanın ağırlığından çok bir hayalete dokunmanın hafifliğinde…
2 şekerli ve sütlüye… ''

