Elimizde tuttuğumuz kahvelerin tadından çok kartondan bardağında yazanlar daha önemli bizim için ve acelemiz var saat 08.45’i vurmadan katlara çıkıp zamanında yetişmeye.. Hızlı çıkan bir asansörü gözümde yavaşlatacak kadar manasızca bir kata çıkıyorum ben de. Çıkacağım kata gelene kadar çok fazla durmazsak şanslıyız sabah sabah.
Tutuyoruz ezberimizde her sabah hangi adama günaydın dedik diye. İkinci karşılaşmada söylenecek şey iyi çalışmalar olmalı çünkü, çünkü kolay gelsin’den daha samimi duruyor her söylendiğinde. Diğer karşılaşmalardaysa zoraki gülümsemelerle genel bir sessizlik hakim genelde. Çünkü en tepenin herkesin tepesindeki kata çöreklendiği yerde gereksiz konuşmalar çeşme başı olarak adlandırılıyor.
Yazıcıya yolladığım her mühim (!) yazışma ve vesaireyi almaya giderken yazıcıya arkadan saldırması suretiyle ne kadar acelesi olduğunu anladığımız kızla karşılaşmamayı diliyorum. Çok fazla aynı anda orada olmuyoruz artık neyseki. Kendi sırasını beklememenin adı beceriden sayılıyor, izlemek yerine inat ediyorum ben de artık. Elimde kahveyle yürümeyi örendiğim gibi aynı. Masasının üstü haftalar önce bitmiş ama kaldırılmamış işlerle dolup taşan ve her zaman acelesi olan, yoğunluktan her işi yarım kalan ve herkesten çok yorulan insan türleri de var etrafta.
Yukardan izlediğim İstanbul trafiği ve insanlar daha gerçek. Sıkılıyoruz tek bir penceresi bile açılmayan bu binadan.
En saçma şeylere birkaç dakikalık kahkahalar tüm günün birikimi diye düşünüyorum. Sonra yine aynı sessizlik zaten. Arada bir kübikleri yoklayıp birkaç vasat espriyle renksiz geçen saatleri neşelendirmeyi başaran ve katın en alçak gönüllüsü ilan edilen biri de var. Hani her şey kimse tarafından sorgulanmadan sürüp giderken çıkagelen alışılmış dışılar olur ya filmlerde ve o filmin sonunda tarajik hikayesi ve nasıl öyle olabildiği anlaşılır. Tüm ailesini trafik kazasında kaybetmiştir ya da olaylarla eş zamanlı öldürücü bir hastalığı vardır meğerse.
Neyse henüz filmin başındayız zaten. Projesinin sonuna en yaratıcı senaryoyu kim yazarsa yazsın alacağı bir ödül olmayacak. Virgüller çok önemli.
İzne çıkıp geri gelenleri izliyorum haftalardır ve benim tek bir günüm bile yok ilk senem olduğu için. Hafta sonlarına onlarca plan sığdıran pek meşgul insanları anlamaya başlamam yakınsa yazıktır.
Yaptıklarını pazartesi sabahı birkaç cümleye sığdırılacak başarıda anlatanları, kübikten kübiğe manasız bakışmaları, görünmez olup sırf bu yüzden dikkatimi çekenleri, virgülün yanlış yerde durmasının sonuçlarını anlamam gerek ve bay orjinalin espirilerini tabiî ki.
Elimizde tuttuğumuz kahvelerin tadı güzeldi.

