..aslında sandığın gibi bir şey olmadığını anlamak, anlamıyorsan zaten problem yok. Anlamıyorsan problemin kendisisin zaten.
Kendini ne sanıyorsun dedi. Basit bir soru gibiydi, nasılsın a iyiyim demekti, hayat kurtaran klişelerdendi o da.
Birkaç gün sonra gördüğü fotoğraftan dışarı atlamaya çalışırken, ayaklarını yerlere vura vura o ben değilim diye isyan ederken ne sanıyordum kendimi diye sordu. Kazık bir soruydu, neden diye sormaktı, arkasına saklanıp sarılacak tek bir klişe bulamamaktı.
Tek kelimenle seni yine senin yüzünden yanlış tanıyanların senin ki gibi kırık cümleleri olmadı sana göre. Onlar mükemmeldi en zor anlarda. Ve bana göre en paniklerde suçtur yine de en doğru kelimeleri bulamıyor olmak. Sen beni ben beni suçlarken ölümüne, bakınız hep ben suçlanmışım.
İnsan yazdığı gibi yaşayamaz elbette. Yaşadığını da yazamaz belki. Bir hikayem var dedikçe başka hikayelerle de dolar sayfaları, okkalı laflar edemediğinden içinde yarım kalanlara sebep her kimse. Ona..
? Kafamın içinde uçuşan düşünceler var hiçbir zaman bir cümlede birleşemeyen. Ama sonra başka birini görüyorum televizyon ekranında, anlatırken trajikomik hikayesini. Espri olurken herkese aklıma geliyor yeniden bir türlü uygun kelimeleri seçemeyişim. Ve onlar aslında sadece hissettiklerimmiş diye. Ben tek bir kelime için ölür gibi düşündüğümü sanırken ve cümleler kurmaya çabalarken yaşanamayanları yaşadığını sananlar izliyor aynı ekranı.
Yatıya gelen hüzün, elimde kutu kolam, hava mutlu, ben mutluyken yürürdüm sırıtarak sahil boyunca. Hala arkadaşım olan dostlarım vardı yanımda. Güven meselesi girse de birkaç kere araya nasılsa söylenebilecek tek kelime bile yoktu, ve yok artık. susmak en iyi silah ama sanki bir zaman sonra bana doğrultulmuş. Kaçıyorum her aklıma gelişinde. Senden de sen sandıklarımdan da. Senin gibilerden ve de. Kaçmak en çıkmaz sokakta. Bir gün karşılaşırız biliyorum. ne artistlik ama, asıl mesele bu da değil. En çok seninle konuştuğum, senin gibilerle konuştuğum günlerin hatırası parmaklarımın ucunda. Yazarken hep son sayfasını senin gibileri tanıyorum en uzak mesafeden ve kusursuz yalanlarıyla kandırdıklarını. Sevmek isteyip de sevemedikleri bu hayatın içindeyim ben de.
Biliyor musun bu yaz ne çok meyve yedim ve en iyi arkadaşım nişanlanıyor 1 ay içinde. Onunla tuhaf bir korkuyla ilk defa girdiğimiz ve sonra kapısını son kez çektiğimiz o ev şimdi bilgisayar ekranında. En iyi arkadaş için çok en iyi arkadaşım var benim.
Uzaktan izliyorum geçmişi ve uzaktan izleyebilmek için tüm bunlar da.
Sabahın yedisinde gittiğim kısa filmi çekilmez hale sokanlar da var etrafımda; hayal kırıklığı.
Peki üç hafta sonra saatlerini kurarlar mı altıya? Kavga edemeyişim de hep hayal olarak kalan kelimeler yüzünden ama bu iyi; kötü olan pek çok şeyin yanında.
Baktım mutluymuş gibi yapmışsın bir fotoğrafında. İnan bazılarına mutlu olmandan daha az acı verir.
Seni ne sanıyorum acaba?

