2 Aralık 2009 Çarşamba

Sevgili Gök Kuşağı

Sıkıcı olabiliyorum bazen. Konuşulanlara katılmadığım için. Mide krampı gibi bir sıkıntıyla havada uçuşan, dolaşan, taklalar atan zavallı mesajlar var (sıleş) hem de ucu açık. Bir türlü sadede gelemeyince yardım etmeyeli birkaç sene oluyor. Karşımdaki ultra mega özellikleriyle cool cool takılınca öğrenmiştim. Buradan tüm teşekkürlerimizi sunalım o vakit.
Şimdiyse ya da sonraysa işte böyle… ben dinliyorum ama neyi neden dinlediğimi neyin neden dinletildiğini az çok bildiğimden sadece dinliyorum.
Eğer yanımda olsaydınız sayın seyircilerim hak verirdiniz zaman boşluğunda elbet bulunabilecek birkaç metre kare zemine basmadan neden uçuverdiğime.
Birkaç saniye sessizlik kalmamalıymış gibi aniden yepyeni sorulara gebe bir cümlecik patlatılınca bu şu demek oluyor: ben bunu patlatıyorum haydi kepazeye bağla bir zahmet. Sor sor sor ve sordukların sormanı istediklerim söyleyeceklerimse anlatmak istediklerim olsun. Ama nerde ve nerdeyim. Ben söylenenin vurucu darbesiyle geri geri uçuyorum o sırada. Ve en saçma sapan şeylerden birine hak verdiğim anlardan birini yaşıyorum.
- ay ben kızlarla hiç iyi anlaşamam yaa kafam genelde erkeklerle uyuşuyor.
Bazen sıkıcı olabildiğim gibi bazen böyle saçma şeyler de gerçek olabiliyor işte.
Yapılacak esprinin temelini atar gibi olunca söylenenler sıkıcı olurum elbet. Halbuki ne anlatmak istiyorsan anlat ben de dinleyeyim. Mesajın ne ana teman ne…. Ben sormayınca ya da minicik bir adet plan suprizlerle karşılaşınca kaybolduğun yeri tarif edemeden (bkz:tarif edebiliyor ama kaybolmuş) şarjı biten telefona bakar gibi bakmazsın suratıma o zaman.
Ucunda iyi bir espri olsa ve gülecek olsak ilk katı çıkardım belki hali hazırdaki malzemelerle.
Tatmin olmayı bekleyen bir ego olunca hiç işim olmadı ve o yüzden bunları yazdım ben de.