Sokak görüntüsünde kocaman bir koridor gibi; yürüyorum. Saksılar içinde ağaçlar var etrafta. Herkes kanmaya hevesli. Yürüyorum 45 dakika adlı moladan sonra. Sonra seni görüyorum sanki. O kadar çok benziyor ki sana. Sen daha özgürsün o daha bilindik sadece. Bana şakayla karışık bir acıyı unutturmamaya yeminli ve seninle işbirlikçi gibi. Aynı saatte aynı basamaklara yürürken görüyorum. İnan ki çok benziyor sana ve ben inanmamaya yeminli bir inatla yürüyorum yine.. .güçlü olmak ayakta kalmak ve kalanların çelmesini yememek gibi ya da gerek. Ne kadar güzel olabilir ki? Ne kadar olamazsan o kadardın ve kandırdım kendimi.Sonraya bak. Benzedin birine. Sonrasından sonrasına geçtin en sonunda. Beş altı satırdan sonra benim de geçtiğim gibi hani. Ne kadar kötü olabilirdi ki o gün. İşte o kadar kötüydü ve kandırdım kendimi ışıkların ortasında. Elimde mikrofon ve arkamda binlerce kişi var sandım. Yüzümü dönmeye isteksiz ve cesaretsiz. Ne kadar olabilirdim ki? Ama tam da işte o kadardım. Işıklar yanmasın diye dua ederken ben, son çelmeyi de taktın hayata ve bizi düşürmeye. Ne kadar büyük bir yara olabilirdi ki. Ama oldu işte. Sen de benzedin en sonunda benzediğin tüm güzelliklerden sıyrılarak bir tek birine…

