30 Nisan 2010 Cuma

Beni Neden Unuttun Dünya?

En sevmediğim arabesklere ıyyk geçirirken şu hale bak.kendimle bile alay edebiliyorum, alay edebiliyorum bile diye bir enerji fışkırır dururken yan masalardan, kafamı içine soktuğum bilgisayar ekranında anladığım tek şey pek çok şeye yetkim olmadığı. Olmadığı bölü iki eşittir olmadığıydı eder. İşte bu kadar yol kat edebilirmişim gibi edebilmişim. Belki de ilk defa kendiyle alay edemeyen ezik ruhumla tanıştım. Son bir ay geçip gitmeyen bir işkence, daha öncekilerden çok daha eziyet geldi nedense. İçimi sıkan yaş ortalaması diye kandırıyorum kendimi ve dönüp dolaşıp aynı konuya getiriyorum zorla dünyamı ve bir greyfurt neden zararlı olur diye tartışılıyor sanki başka bir masada. Tatlıya attığım bibere yanlışlıkla güldüklerinde pardon yanlışlıkla tatlıya biber attığımda güldüklerinde gülüyorum ben de. peki o masada mıyım artık o halde? Komik olmayan şeylere gülmeye kasıyorum belki de. Ne ezikçe bir nezaket der başkasını bir an olsun kurtarmaktan aciz bencil.
Asansör kuyruklarında yanlışlıkla çarptığım kadının dikkatli olun uyarısıyla sabah uykusundan ayıldığım bir sabah, pardon demek dışında bir önerisi olup olmadığını soran ben miydim gerçekten? Nefret ederdim ya ben özür dilemekten ya da manasız yere onu bunu göt etmekten. İkisi de aynı şeydi bir anda aynı cümlede ve ben nedense sanki en olmak istemediğim yerdeydim en olmak istemeyeceğim yer neresiymiş bilir gibi. Ne masal ama. Masalların en çakmasını o masada yaşıyorum sonra yine.
Aynı kadın da bana çarpsın gibi bir dersi vermeye çalışmayan dünya acımasızlığa itiyordu arkamdan. Beni neden unuttun dünya?
Sonra yine sonra yine diye devam edip bitti bir ay. Kişi başı günde üç yüz sayfa harcanırken manasızca, arkalarını da kullanmak marifet. Ama o alet ötüyor en sonunda, kağıt sıkışması diye. Nazikçe davrandığımdan açamadığım kapağı asık suratlı bir kız açıyor sonra zönk diye. Sonra yine aynı sahne. Dünyanın en önemli meseselesi o katta çözülüyormuş ya da en azından çözülebilirmiş gibi bir ifadeyi ben zaten ilk günden öğrendim.
Yeni yerinize alışabildiniz mi sorusuna hayır demek geliyor içimden. Evet diyorum. O kapağa nazikçe davrandığımdan da bir gün benim elimde kalacak biliyorum ve bilmemezlikten gelinecek daha çok şey olacak ben bekliyorum. Konfor alanı denen geyiğinin her yanı sarmasını.