“İmkansız” kelimesi dönüp dururken aklımda, hatırlıyorum bu hissi bir yerlerden. Minicik bir açık bulamayacağım kadar imkansız. Bunu bu kadar iyi bilip tanımak ve böyle olmasına sebep her şeye saygı duymak yetseydi keşke. Ben oturur gözükürken uzaktan, ayakta karşılıyor içimden başka biri. Bakışlarım yerlerde kaybettiğini ararken görüyorum. Duyarken tüm içtenliğiyle söylediklerini dua ediyorum susması için.
Üzerinde imkansız yazan kapılardan en acımasızı bu herhalde. Tutmayacak değil ama tutulmayacak bir dilek içimde büyürse diye kızıyorum kendime ve bu sahneyi benimle paylaşan her şeye.
Olması gerekenle olan zaten aynı gözükürken görünürde tüm savaşım kendimle yine.
Bu sefer birkaç saniyeyle kaçırdığım tek şey olmayacak. Bu sefer tek suçlu benim tepkisiz kalmanın masumluğunda.
O boyumu metrelerce aşan kapının önündeyim yine. Sadece önünde.

