4 Ağustos 2010 Çarşamba

Güzel ülkemden sabah manzaraları

Sevgili minik bir kediyi o incecik bilekleriyle tekmeleyen bayan. Bir gün size bağğyan diyen biri olursa inanın hak edeceksiniz bunu ve siz birkaç saat sonra o zarif halinizle palavradan takındığınız tüm hallerinizi herkese yedirecek kadar güzelsiniz de.”

Sabahları çok mutlu uyandığımı söyleyemem, söylenemez de. bir süredir de haddinden fazla erken kalkmam gerekince çabuk hazırlanabilme özelliğimi gereğinden fazla zorlamaya başladığımı düşündüm. Her neyse..ben sabahın yedisinde bir saatlik öğle uykusuna ! , yani servise yürürken kaldırımlarda iteklenen bir kedi görmek istemiyorum aslında.
Çünkü beynimin içinde sevgili hanım kızımızı yanından geçen arabaya doğru iteklediğimin görüntüsü vuku buluyor. Ben sabahları bu gibi şeyler de düşünmek istemiyorum. Birkaç saniye içinde çingene kavgasına ve etrafta uçuşan iğrenç tiz kadın seslerine manasız cümleler eşliğinde dönüşecek muhabbete de yokum. Ay sanane be! sadece bir kelimeymiş gibi rahat söylenir ve başka bir kediden başka bir zaman çıkar belki acısı. O halde bu hayatta yokum ben zaten. Anlamlı bir bakış atıp geçmenin saçmalığı da diğer yandan coşar içimde.

“Biliyor musun bunların hiçbiri bir boka yaramazdı anlamana. Ama bir taraftan da suratındaki yağlı boya çalışması da kurtaramazdı seni o saniye, görseydi seni bir bok sanan varsa ve her kimse. Sen sana zerre kadar zararı dokunmayan bir sokak kedisini ara sokaklarda iteleyedururken besleniyorsun ve bu gibi şeyler işte. Sen ve senin gibilerin eline geçecek fırsatlardan korkarım ben. Sizden korkarım evet ve korkulan olmak inan en pembe boktur. Siz bok demekten çekinirken içinizdeki çirkef beliriverir aniden yüzünüzde. Yani bunların hiçbiri bir işe yaramazdı.”

Genellemelerin içine dahil olmak rahattır hep. Kimse kusursuz değildir demek kolaydır. Kimse hatasını bir kere olsun kabul edemezken herkes hata yapar geyikleri düşmez ne dediğini bilmeyen dillerden. Bazen düşünüyorum beyniyle kalbi arasındaki kilometreler için vitesi boşa alan var mı diye. Her neyse..Görünen köye lazım olmayan o klavuzla yürüdüm ben de bu sabah. Peşinde sokak köpekleriyle yürüyen şarapçı bir amca da görsem tam bir hayat dersi olur ve pek tabi arabeskin doruğundayken uyanırdım uykumdan.

“Sevgili pisi; yüzündeki ifadenle bile vazgeçiremediğin iteleme dürtüsüne karşı kırılmadın bilirim. Çünkü sen de, insan olmanın çoğu zaman zevk için öldürmekle eş değer olduğunu bilirsin.. ;)”