27 Şubat 2010 Cumartesi

Ben yürüdükçe uzaklaşan bir ev olsun istediklerimi vazgeçince veren hayatı yüz üstü bıraktığımın hataları. Sırf şık bir küfür yaratmak için.
imzası eksik istifanın satır aralarında sadece iki kişinin bildiği bir şeyler olmasın diye uğraştım ve gideceğimi bildiğimden alışmamaya çalıştığım onca insana alıştım yine de sonunda. Alışınca gitmek zor, ama kalmak daha zor olacaktı diye bir avuntu var içimde her defa. Ondan öğrendiklerimle ondan bile başarılıyım artık.
hayatımın diğer yarısına haksızlık eden somurtuk satırlar gibi bir ifadeyle suratımda ilk defa ‘son defa’ gideceğim günü biliyorum artık en azından. Sürprizi kalmasın diye uğraştıklarımla ondan da başarılıyım. Her defasında hayal kırıklığı olur diye bastığım zemin olması gerektiği yükseklikte.
Giden olmak daha kolaydı ya hep arkada kalmaktan. Buna benzer bir iyimserlikle yarım kalacak bir imzayı atmam yeterli sadece. Her zaman olduğum yerde olmadığımı görecek bir çift göze en son baktığımda kendimi gördüm. Hep önceler var hep sonralara. Bana en son sorduğunda ne yöne gideceğini bilemeyen kedi yavrusu gibiydim kaldırımlarında. Şimdiyse her şey apaçık ortada ve bana benzeyen bir çift göz sonunda benzediğim birinden nefret etmemi istedi.
Günümün diğer yarısını çalan bir imza için kaç gece uykusuz kalmaya değerdi? Ben şimdi kaç hayal kırıklığı ederim acaba…