Yoğurdun bolluğundan bahsetmek gerekir hep. Ben yoldan geçerken önümdeki trafiği kenarlara itebilecek kadar ve hatta geçeceğim tüm yolları ve bağlantılarını kapatabilecek kadar özgür olsaydım eğer yoğurt kabında mutlaka birkaç kaşıklık boşluk olurdu. Olması gerekirdi de. Mesela düşündüklerimi ben de insanım bir diyeceğim var gibi bir haklı nedenle söyleyemezdim. Haklı olmazdı çünkü. Martılara simit atmak ve benzerlerini de yapamazdım. Bu haksızlık olurdu gerçi ama yapamazdım sonuçta. Bak zaten trafikte bekleyen halimle ben de yapmıyorum.
Ama güzel şehrimin güzel ülkesinde önüne kalabalık toplayan çılgınca konuşabiliyor, söylediklerinin nereye gidip nasıl anlamlar kazanıp nelere sebep olacağını düşünmeden. O zaman ben de derim ki neden konvoyuna beni de almıyorsun sevgili bıyıklı amca. Bana da ver bir mikrofon ben de sesleneyim. Hem de tek bir kişiye. Herkes de dinlesin. Üstüne alınan alınsın ben de sen beni yanlış anlamışsın diyeyim onlara. Dinlemesini istediğim duymuyorsa açayım tüm yolları ben de istediğim yerde konuşayım.
Yoğurda su katıp çalkalayıp dağıt o zaman o kalabalığa da herkes yutkunsun ve sussun. Karışmanın uygun olmayacağını düşündüğüm kalabalıkların içinde olmayan ben bile duydum. Ben bile ilgilendim beni zerre kadar ilgilendirmeyen çözümsüz problemlerle. Denizlere yelken açacak kadar özgür olmadığımdan da burada yazabildim hak verilsin ki.
Sevgili bıyıklı amca ben bir de top sakal bırakmadınız diye gülmedim size aslında. Top sakalıyla uzaklara dalanlara da hayran kalmadım. Ben daha çok kendimi ve çevremde olup bitenleri sevdim, sevmek istedim falan. Pek umurumda değil hiçbir zaman çözemeyeceğiniz problemolar. Çünkü çözemeyeceksiniz. Herkesin hayal kırıklıkları kendine yetiyor haliyle.
Ama zaten sizi dinlemek istemeyenlere bile sesiniz ulaşır olmuş bari güzel şeyler söyleyin. Sizin nasıl bir insan olduğunuzu ve tercihlerinizi rahatça anlatmanız bizim yoğurdumuzdan çalmakta. Herkes konuşabilsin, söylesin gibi bir kafayla konuştuğunuza inansam inanmakla kaldıklarınız daha çok umrumda olurdu belki.

