2 Kasım 2009 Pazartesi

Emindi


Yalancı, nankör, tembel ve mutsuz insan sevmiyorum.
Diye bir güzellik, bir hoşluk işittim birinden. Tanımıyorum kendisini.
Ne güzel hayat ama. Ama hayat ne güzel... Uzayda falan mı yaşıyor bu insanlar acaba. Ya da ben uzaylıyım diye haykırabiliyorlar nazikçe.


Dört temel element sanabilip sıralayabilip inanabilip söyleyebiliyordu. Bu dördünden dördüne aynı anda sahip olmayabilen insan ötesi varlıklarla çok sık karşılaşıyor ya da herkes gibi en az birini sevip kendine saklayanlarla karşılaştığından, herkesten farklı olarak yalnızlık pahasına bile olsa yalnız kalıyordu. En acıklısıysa sevmiyordu ama ne yapsın idi. Ama buna rağmen mutsuz değildi. Hala 4 ü de eksikti onda.


Bu mükemmel dörtlüyü hadi onu mu kıracağım dördü bir aradayı tek tek incelemek istemiyorum.
Yalancı nankör dese anlayacaktım. Her bir kişiden biri sevmez zaten. Çünkü herkes yalancı ve nankör değildir. Daha çok hayalperest ve üç beş numara miyoptur. Tembel ve mutsuz insan dediği an tamamdır dedim. Klişelerle Ayşe Arman’ın karşılaştığı an. Gülümseyin demiş bulundum ben de. Korkuyordum ama yapacak bir şey yoktu.


Bir insanda neleri sevmeyeceğine karar vermişti çoktan. İstikrarlı, sözünde duran bir insandı. Yalancı nankör tembel ve mutsuz olmamasından bahsetmiyordum bile. Olabilirdi elbet. Neden olmasın, inanırım böyle şeylere bazen. Ama üstüne üstlük tembel insan zaten mutsuz insandır demiş iyice coşmuştu. Dur durak bilmiyordu. Kesinlikle bir doğruyu keşfetmiş ona doğru dememiş de bilimsel yaklaşmıştı. Ben de yapabilirdim. Tembel insan yalancıdır, yalancı insan nankördür, nankör insan hem yalancı hem tembeldir, tembel insan tembel insan daha nankör insan eder, nankör insanla yalancı insan toplanmaz, insan tembeldir, o halde yokum.
Neyse diğerleriyle herkes kadar aram iyi değil ama mutsuz insana dokunmuyorum. Zaten mutsuzdur. Bir de seni sevmiyorum diye haykırmak yalan (tahta) ın zıt anlamlısı demek olmayacaktır.