28 Kasım 2009 Cumartesi

say günleri unutulursun

Kahve içmenin vaktini geçirmişim. Sevgili blog uma yazmanın vaktini kaçırmışım. Sezen aksu yu severdim eskiden, küçükken. Çok severdim. Şimdi de seviyorum gibi gibi.
Gülümse diye bir şarkısı vardı.
O şarkı bana teyzemi hatırlatıyor.
Teyzem Kuşadası’nı
Kuşadası altı yedi yaşında bikinisiyle yokuş aşağı koşan beni hatırlatacakken başka şeyler hatırlatıyor. Mesela hastayken iyileşen bir kedi yavrusunu hatırlatıyor. Bu hayatımda tanık olduğum en anlamlı şeylerden biriydi en anlamsız günlerde ve asıl neden kaçmak değilken nasıl değişebilir gidilen bir yerin görüntüsü gittiğimde.
Saç fırçası elimde saçlarımı şekilden şekle sokup sezen aksu şarkıları söylerdim teyzem uçağa binmeden birkaç saat önce.
Şimdi saç maşası mikrofon olur olmuş, kahveye inek sağan yalancılar en sevmediğim bayramda birkaç günlük tatil hediye edebilmişler bana.
Her gün bayram olmaktan çıkmış falan.
Bir şeylerin değişecek olması değişmeyen bir kural olsun sırf güzel bir cümle kurmak için.
Ama tanıdığım ve tanımak zorunda kaldığım yeni insanların yaptığı esprilerden ya da konuştuklarından kusmak üzereyken en çok eskileri özlüyorum sanırım.
Eskiler yerli yerinde neyse ki birkaç eksikle.
Geçen biten şu son iki hafta istediğim birkaç şeyin istemediklerimi de yanında getirebileceğini hatırlattı. Ben biliyordum.

Bunu ne zaman konuşmuştum ya da dün ne yemiştim gibi soruları zorlaştıracak kadar küçüldü vakitler.
İstediğim de buydu.Ama o kadar salak ki bazı insanlar. Ve bunu söylemenin başka bir yolu yok.

Hatırlıyorum.