30 Ocak 2010 Cumartesi

Gülümseyin

Sözde bir teknolojinin çıkış kapısında arada kaldım. Arkamda bekleyen onlarca kişi bana ve ben de karşımda uzaktan kumandası ve telsiziyle bir şeyler anlatmaya çalışan güvenlik görevlisine bakıyorum. Kocaman gri bir binanın içinden bir an önce kaçmayı planlarken herkes haklı. Hem de iki günlük bir kaçış olacak neticede.

İkinci harfi yanıp sönen bir tabelanın altında, çirkin bir otobüse binebilmek için bekleten başka bir hayat başka birine sadece neden ikinci harf gibi bir soru sordurabilir. Beklerken yalnızlığından korkmamak için.
Ben de başka biri olarak çıkamadığım sözde çıkış kapısında birkaç saniye yapabilecek tek bir şeyi olmayan tek kişi olmanın sorumsuzluğunda çözüm arayanları düşündüm. Saat sözde 18:10 ve o kapı neden ben geçerken bozuldu meselesi iki günlük bir tatil öncesi umurumda olmadı.
Dönüş yolunda da bir sürü çirkin tabela dikkatimi çekti. Araba plakalarından üçe bölünebilen bir kelime oyunu oynamak için fazla karanlıktı çünkü. Güzel ama bir şey var, güzel ama bir eksiklik var dedirten bir kadının çenesini kapatması beklenir ama o gün bence daha çok saçı kabarmıştır. Derinlerde aradığını birkaç dakikada bulduğunu sananlar ne konuşuyor duydum çünkü.

Sonra sokakta dilenen küçük bir kızı simit karşılığında fotolamak en büyük yüreklilikmiş gibi bir gururla yürürler ara sokaklarda. Dönüp dolaştığı yerse; aynı apartmandayız neticede. Bilemiyorum hayatın yaptığı kazıklar fotoşoplanınca bir şeye benzer mi ama o küçük kızın gözleri gerçekten güzeldi. Güzeldi ama çok eksiği vardı. Birinin acısı birinin başarısıysa orada dururum birkaç saniye istemeden de olsa. Çünkü aklıma gelir; en kötü ihtimalse birinin başarısından ibaret olmak bu durumda.
Herkesin birbirine yolladığı maillerden birini okuyayım dedim. Baktım en saçmasını okumuşum. Yoğun idik ama eğleniyorduk aynı zamanda yorumları geldi arkasından bir bir. Takım çalışmasına uygun olup olmadığımı sorasım geldi kendime. Evet yeterince uygundum.
Dün ne çok yağmur yağdı ve perşembe akşamı açtığı asansör kapısının önünde beni görünce çığlık atan ve sonra üzerine bir kahkaha patlatan teyzeye korktunuz mu dedim.
Ne diyeceğidim…