
Yanımdaki boş sandalyeye bakarken ısrarla aradaki yedi farkın bulunmasını istedikleri günleri hatırladım. Yalnız bu işte vardı bir yalnızlık. Neyse.. gazete dağınıklığından nefret ederim ben. her gün onca sayfayı nasıl dolduruyorlar diye merak etmiyorum ama. Neden edeyim ki.
Bir gün ilk sayfasında, başka bir gün ortalarda, başka bir gün yolda görmüştüm. Görünce şaşırmıştım şaşırınca bu işte bir yalnızlık var diye düşünmüştüm ve hemen sonra lehine farklar yaratıp fark etmiştim güya.
Yarın sabah erkenden uyanıp aynı somurtan suratların arasında işe gideceğim. Dün gece sürüyle ses kulaklarımda kabus olup uyandırdı beni. Hiçbiri kötü tek bir şey demiyordu ama çok gerçekti diye tırstım. Vardı bir yalnızlık haliyle.
İşe gitmek bir sürü topuk sesi, günaydınlar, iyi günlerler, gülücükler, stres, yorgunluk, baygınlık demek. Kalabalık yalnızlığın paylaşıldığı her günün sonunda ‘en leri seçmeye meraklı olduğundan mıdır nedir olduğundan yaşlı görünen… Sonunu getiremediğime göre mutlak var bir yalnızlık bu işte. Kalabalık yalnızlık demiş oldum ben de bir şekilde sonunda; en azından. Doğru bir şey saçma olsa kime ne zaten. Yanlış da yapmamıştım farkları bulurken ve hatta yaratırken. ‘En yaratıcı oluyorum bazı günler. O zaman gülüyor gözlerinin içi. Hoşuma gitmiyor değil ama gidiyor da değil çünkü bırakıp gideceğimi biliyorum kısa bir süre sonra.
‘En sevdiğin arkadaşının yanında saçmalayamazsın bazen. ‘En sevdiği arkadaşı oluyorum bazı günler. Bazen de birkaç saatte anlatabileceklerini zorlarlar daha yeni tanışmışken. Yarısından fazlası yalan ve yalanlar güzel. Yalanlar hayallerimiz midir? Bazen ‘en yalan hayali oluyorum ve kendisi bile inanmıyor kendine. Her kapı mı yalnızlığa çıkar. Neyse..
Binlerce şarkının içinden birine takılıp kusana kadar dinlemek haksızlık etmek aslında. ‘En dediğim birinin bağırarak söylediği o şarkının sözleriyle son veriyorum. Pazartesi sendromu triplerine topuk sesleriyle eşlik edeceğim yarın. Ama siz e-de-ce-ğim diye okumayın lütfen. Gelecek zamandan nefret etmeme tek sebep bu olsaydı keşke. Var bir yalnızlık hali. Neyse..
Siz sakın dinlemeyin diyerek ilgi çekmeyi düşünüyorum.
Bir gün ilk sayfasında, başka bir gün ortalarda, başka bir gün yolda görmüştüm. Görünce şaşırmıştım şaşırınca bu işte bir yalnızlık var diye düşünmüştüm ve hemen sonra lehine farklar yaratıp fark etmiştim güya.
Yarın sabah erkenden uyanıp aynı somurtan suratların arasında işe gideceğim. Dün gece sürüyle ses kulaklarımda kabus olup uyandırdı beni. Hiçbiri kötü tek bir şey demiyordu ama çok gerçekti diye tırstım. Vardı bir yalnızlık haliyle.
İşe gitmek bir sürü topuk sesi, günaydınlar, iyi günlerler, gülücükler, stres, yorgunluk, baygınlık demek. Kalabalık yalnızlığın paylaşıldığı her günün sonunda ‘en leri seçmeye meraklı olduğundan mıdır nedir olduğundan yaşlı görünen… Sonunu getiremediğime göre mutlak var bir yalnızlık bu işte. Kalabalık yalnızlık demiş oldum ben de bir şekilde sonunda; en azından. Doğru bir şey saçma olsa kime ne zaten. Yanlış da yapmamıştım farkları bulurken ve hatta yaratırken. ‘En yaratıcı oluyorum bazı günler. O zaman gülüyor gözlerinin içi. Hoşuma gitmiyor değil ama gidiyor da değil çünkü bırakıp gideceğimi biliyorum kısa bir süre sonra.
‘En sevdiğin arkadaşının yanında saçmalayamazsın bazen. ‘En sevdiği arkadaşı oluyorum bazı günler. Bazen de birkaç saatte anlatabileceklerini zorlarlar daha yeni tanışmışken. Yarısından fazlası yalan ve yalanlar güzel. Yalanlar hayallerimiz midir? Bazen ‘en yalan hayali oluyorum ve kendisi bile inanmıyor kendine. Her kapı mı yalnızlığa çıkar. Neyse..
Binlerce şarkının içinden birine takılıp kusana kadar dinlemek haksızlık etmek aslında. ‘En dediğim birinin bağırarak söylediği o şarkının sözleriyle son veriyorum. Pazartesi sendromu triplerine topuk sesleriyle eşlik edeceğim yarın. Ama siz e-de-ce-ğim diye okumayın lütfen. Gelecek zamandan nefret etmeme tek sebep bu olsaydı keşke. Var bir yalnızlık hali. Neyse..
Siz sakın dinlemeyin diyerek ilgi çekmeyi düşünüyorum.
' I try to call your name but I'm silenced by feeling of dying(?) in your heart once again'

