24 Ocak 2010 Pazar

Yarısı yoktu aynaların ve yarısı yoktu göle attığım taşların. Bilmediğim bir yerdi ve yarısı olmayan bir durakta nerede kaldın dedi hiç tanımadığım biri bana. Beklettiysem özür dilerim dedim. Yarısı olmayan bir sokakta yürürken uzun geldi; durdum, düşündüm. Hiç çıkmak gelmedi içimden o basamakları. Kafamı kaldırıp baktım yarısı karanlık bir odanın ışıkları yanıyor. Yine de orada dedim ve arkamı dönüp devam ettim yürümeye huzurlu, yarım.
Adım adım terkettim içimdeki duvarları sonra.
Yarısı olmayan bir hikaye yazıp bıraktım. Baktım tamamlayan olmadı. Aldım sakladım tavan arasına. Yarısı yoktu duvarların. Saklanacak her yer yarımdı saklamaya. Durdum, çıt çıkarmadım.
Şarkılar da yarımdı anlatmaya.
Yarısı yoktu gölgelerin ve inat ettim, bekledim yanılırlar diye. Hiç yanılmadı gölgeler ama. Kaçtım, sustum uyumaya. Yarısı yoktu rüyaların. Uyandım bardak yarım. İçmedim biter diye. Anlamadılar ve anlamadın. Yarısı yoktu her aklın.
Baktım yarısı çalınmış kahkahaların. İçimde sakladım. Başka bir gün derken her gün, baktım her sayfası yarım. Köşe başındaki duvar yazısı yarım, üzerinde durduğum zemin yarım. Tek tek baktım. Hatıralarım yarım, cevapları yarım. Ve yarısı yokmuş her şeyin. Hiç olmaktan acıymış anlayamadım.
Ve anlamadın sen de.
Yine de bekliyorsan özür dilerim.