25 Temmuz 2009 Cumartesi

hayatımdaki tüm kediler ve bazıları şimdilik kayıp

Bir çocuğu çok sevdim bugün. En sevdiğim yürüyüşünü yaptı. Kendi küçüklüğüme de benzettim biraz. Küçük olmak istedim. Yaptığı en saçma hareketler, çıkardığı sesler falan hiç tuhaf gelmiyordu. Ne güzel. Aynılarını biz yapsak, içimizden geldiği gibi bağırsak falan deli olmaz mıydık? Deliydik zaten hep birlikte, ama deli sayılmaz mıydık? Bu kadar deli varken etrafta, bu kadar mazoşist, bu kadar ego kölesi, takıntılarla dolu beyin.. Ama sayılmıyorduk neticede. Deli olmak başka bir şey insan olmak başka bir şeydi sanki. O yüzden saklıyorduk en deli yanlarımızı, tüm zaaflarımızı. Deli bir insan olmak, insan olmak, adam olmak. Dur bir düşün istersen. İstemezsen de ben bir süre düşündüm. Bir hikayem var çocuklar...
İnsandan sayılıyorduk. İnsandan sayılmayı bir bok zannediyorduk hatta. Adam olmak lafı da başka bir fiyasko tabi. Benim için karşı çıkmanın bile avam geldiği bir laf. Sonuçta ne dediğimizden çok ne demek istediğimiz önemli, o yüzden de fazla takmamak gerek. Neyse, insan olmayı super bir şey sanıp tekmeleyebiliyorduk masalarımızın altında istemeyi bilen gözlerle bize bakan kedi köpek her ne varsa. Hatta bir fırsatını bulduğumuz an da birbirimizi. İnsan tekmelemek değil de düşünsenize insan tekmeleyebilmek. Nasıl başarısızlıktan sayılsındı ki. Hem de bir çift söz, bakış bile yetebilirken bunu yapmak için. Hiç de adil olmayan bir ortamda tüm şartlar eşitmiş gibi ölümüne saçma sapan tavırlar sergileyebiliyorduk. Önemli olan ezebileceğini ezebileceğin bir yerde ezebilmekti. Çünkü bize de aynısını yapmamışlar mıydı zamanında? Sonradan dahil olana yapılan bir eşek şakası klasiği gibiydi bu da. Kime yaptığımızdan çok ne yapabildiğimiz önemliydi. Çünkü bu da göremediğimiz zincirlemelerden biriydi. Karnı tok öldürmek sonuçta canlıyken yemekten çok daha ahlaklıca sayılabilirdi. E bu kadarı da mı yetmez idi? Kısacası bu da dert miydi allah aşkına kuzum? Az yer aç da ben de oturayım yavrucuğum. Kedi olamasam da çakal da değilim.
Hikayemizdeki tekile geçelim. Koloniler halinde dolaşmadığındaysa bir adet güneş gözlüğü ve kafayı sokacak biraz kumdan kale yeterliydi. Birlikten kuvvet doğardı ama düşünemedi bizimki tüm ıq fazlalıklarına rağmen. Düşünemedi duyacağı tek bir cümlenin ne olabileceğini. Olsundu. Yerin dibine de girse, yüzü de kızarsa, insan olacaktı nasılsa ertesi gün yeniden. O yüzden o an için kuyruğunu gerilerde bir yerine çekebilmesi ondan çok da bir şey eksiltmeyecekti. Ezemediği kediye dikkat edecekti bundan sonra alt tarafı. Bense yetiş bacım edasıyla kurtarmaya çalışamadım tabiî ki o kediyi ama gördüm. Çünkü biliyorum ki o kedi yavrusu da bir gün dâhil olacak. İnsan olup tırnak törpüleyecek. Ve de ne önemi vardı ki kendi kendini kurtarabilmişken. Tebrik ettim içimden büyük ihtimalle başka biriyle daha beraber. Umarım hep bir miktar kedilik kalır içinde hep dedim, yalnız olabilmeyi hep hatırlarsın dedim. O başka biri dediğimse kedi kalmayı başarabilmiş ender insan!ardan biriydi. Şanslıydım hayatıma bir kedi daha girdiği için.
Tekire geçelim.
Yani diğer tekmelediklerimiz istemeyi biliyorlardı, biz vermeyince gitmeyi, gitmediklerindeyse yüzsüz değilmiş gibi davranmamayı. Kabulleniyorlardı en kötü yanlarını falan. 2 gram mamaya boyun eğmediklerinde nankörden sayılmayı. Karşılığında gece sahibinin yanına gidip sadece orada uyuması dert değildi ki. Çok güzel olup yalnızlık paylaşması. Çünkü gerçekten istediği için yapıyordu her ne yapıyorsa zaten. Karşılık diye bir şey yoktu. Nankörlüğün aslında 2 gram gurur olabileceğini kedi başına o mu öğretecekti millete. Boş işlerdi bunlar. Kıssadan hisse köpekler gurursuz falan dediğimizi de sanırdı bu insanlar. Söylediklerimizden söylemediklerimize emin olurlardı. Olsunlardı.
Neyse, biz ise insandık hep beraber neticede. Ne güzel bir şeydi insan olmak. Büyüdükçe güvenmemeyi öğrenmek, güvenilir olmanın önemsizliğini anlamak düşecek de olsa o çocuğa da, şimdilik ayakta zar zor duruyor olması güzel bir manzaraydı.