Bugün de yoruldum. Yorulmak iyi gelir diye başlamıştım. Unutturur unutulduğum gibi diye..
Belki ilk deneme çok yeniydi unutmaya çalışmak için. Ama şimdi görüyorum ki unutmuşum aklımdan hiç çıkmayacak gibiyken.. unutmuşum unutabildiğim kadar çok.
Günde birkaç kere alınan ağrı kesicilerin tadında oluvermiş. Geç de olsa oluvermiş sanki işte..
Geçen zaman çok da olsa geçip gittikten sonra ne fark eder ki. Nasıl geçmiş, nerede geçmiş..
Günde birkaç kere de olsa merak ediliyor muyum acaba ben de? Her şey karşılıklı olmaz bazen. Bunu en iyi kendimden bilirdim, sonra ondan.. gerçekten mutlu olabileceği yerler nasıl önemsiz olur gözünde insanın.. Sırf, kalp kırmadım diye bir avuntu vermek karşındakine ve kendine hafifletilmiş suçlulukların en janjanlı paketlerinde. Tabi hala düşünebilecek kadar insansan yürüdüğün yolları.
Geçtiğin sokakları.. Ve geçemediğin tek bir sokak sanki tüm özgürlüğünü çalmış gibi büyürken gözünde, yutarken diğerlerini, çekerken seni kendine. Sırf ‘nasılsın’ demek için de olsa ona, ..olmasa da tanıyan herhangi birine. Ya onu ya seni..
Belki de en sevdiklerinden biriydi zaten diye, en sevdiklerinden biri de orda diye bir tesadüftü diye.. böyle diye diye..
Dönsem birkaç hafta öncesine, dönsem bir sene öncesine, çok daha öncesine. Bir cebimde ‘iyi ki’ lerim diğerinde ‘keşke’lerim. Bugün ki gibi tanısam hem onu hem de kendimi. Ama olmaz. İyi kilerim bu kadar gerçek keşke lerim de bu kadar masumken. En azından hak etmedikleri kadar cezalandırılmışlarken. Yeni bir o ve ben tanımak varken her günün sonunda. Yanımdakiler yine yetmeyecekken..
Gel yaşa şimdi yarını düşünmeden, geçmişini de iplemeden. Nasıl bir masalsa. Her söyleyenin dilinde yeterince yalan, avam. Anı yaşamak ve yaşadıkça daha çok korkutuyor.
Belki ilk deneme çok yeniydi unutmaya çalışmak için. Ama şimdi görüyorum ki unutmuşum aklımdan hiç çıkmayacak gibiyken.. unutmuşum unutabildiğim kadar çok.
Günde birkaç kere alınan ağrı kesicilerin tadında oluvermiş. Geç de olsa oluvermiş sanki işte..
Geçen zaman çok da olsa geçip gittikten sonra ne fark eder ki. Nasıl geçmiş, nerede geçmiş..
Günde birkaç kere de olsa merak ediliyor muyum acaba ben de? Her şey karşılıklı olmaz bazen. Bunu en iyi kendimden bilirdim, sonra ondan.. gerçekten mutlu olabileceği yerler nasıl önemsiz olur gözünde insanın.. Sırf, kalp kırmadım diye bir avuntu vermek karşındakine ve kendine hafifletilmiş suçlulukların en janjanlı paketlerinde. Tabi hala düşünebilecek kadar insansan yürüdüğün yolları.
Geçtiğin sokakları.. Ve geçemediğin tek bir sokak sanki tüm özgürlüğünü çalmış gibi büyürken gözünde, yutarken diğerlerini, çekerken seni kendine. Sırf ‘nasılsın’ demek için de olsa ona, ..olmasa da tanıyan herhangi birine. Ya onu ya seni..
Belki de en sevdiklerinden biriydi zaten diye, en sevdiklerinden biri de orda diye bir tesadüftü diye.. böyle diye diye..
Dönsem birkaç hafta öncesine, dönsem bir sene öncesine, çok daha öncesine. Bir cebimde ‘iyi ki’ lerim diğerinde ‘keşke’lerim. Bugün ki gibi tanısam hem onu hem de kendimi. Ama olmaz. İyi kilerim bu kadar gerçek keşke lerim de bu kadar masumken. En azından hak etmedikleri kadar cezalandırılmışlarken. Yeni bir o ve ben tanımak varken her günün sonunda. Yanımdakiler yine yetmeyecekken..
Gel yaşa şimdi yarını düşünmeden, geçmişini de iplemeden. Nasıl bir masalsa. Her söyleyenin dilinde yeterince yalan, avam. Anı yaşamak ve yaşadıkça daha çok korkutuyor.
Yaşa o zaman bir türlü inandıramadığın, inandığın masalını. Derinliğini, dibini merak etmeden sabaha karşı karanlıkken atla en serin sulara en yağmurlu kışında. Ya da ispat et yanında olanlarla titremediğini Aralık' larda. Yeterince ılık geldiğini herkes donarken. Soğukla terlemeye olan aşkını bir türlü anlayamayan ben gibi anlat daha hiç bilmediklerimi..
Alınan dersler bu kadar yormuşken, dinlenir olmuşken koşuşturmacaların tam da ortasında.. Hangi masal gerçek olsun ki artık ya da o elle tutulur gerçekler masal gelsin. Sırf öğle arasında gidip de en saçma menüyü bile seçebilirken ben. Gerçekten seçilebilecek en kötüyü seçmek. Bu da bir başarıdır diye bir avamlık daha dillerde.. Belki de kendine gülebilmenin şımarıklığıyla karışık toplarken tüm başarısızlıklarımı.
Tabiki topladıkça ben, o da var her seferinde içlerinde. Akabilen her damla gözyaşına karıştığı gibi.
Tabiî ki sonunda yarısını yemek var. Ya da yarısını yememek..
Ne olacaktı başka? Daha nasıl söyleyebilirim daha hiç bilmediklerini?
Beşamel soslu makarna ve peynirli.. güzel olabilecekken kötü olmuşsa da yanlış seçim. Ama sonuçta benim seçimim..
Daha az yorulmak isteyenlerse çok daha mantıklı benden.. tıpkı daha az yorulmak istedikleri gibi..
'Ah keşke vah keşke'ydi. Tüm yerli yerinde lerse çirkeflik gibiydi. Hangisi mutlu etsindi ki tuhaf bir huzur kaplarken her sabah içimi.
'Ah keşke vah keşke'ydi. Tüm yerli yerinde lerse çirkeflik gibiydi. Hangisi mutlu etsindi ki tuhaf bir huzur kaplarken her sabah içimi.
‘İyi ki de’ demek de çirkeflik. Belki de tek bir tanesi hariç. İyi ki tanımışım diyebilmem hala her şeye rağmen.
En acıtabilecek olanı bulup baş köşeye koysam da, en sevdiğim kaldırımlara uzak kalsam da artık..

