14 Temmuz 2009 Salı

eve gidince çaldır

Son birkaç kelimeymiş gözlere bakarak söylenen.. habersiz yanyana gelip tüm anlamını yitirmiş bile meğer.. kafasını yeni yeni toplayabilmiş tüm kelimelerle alay eder gibi

Kafası karışır bazen insanın. Kafam karıştı dersin. Maksat kendini eleverebilmenin özgüveninden çok bir giriş olsundur ya da özür? Bazen karışmasını isteriz de. Ne istediğimizi bile bilememenin dayanılmaz hafifliğindeyken..

Ama gerçekten gerçek olunca olan. Ya da olacağını zaten bildiğimiz ama asla istemediğimiz. Gerçek olduğunda bir daha ASLA görüşmemek üzere el sallaşmalar. (En kötü senaryolarından birisi tuttu diye yenilerini eklemek?) Hatta yalansız söylemek için yazının çirkefliğinde; son kapatış telefonu demek gerek.
İlk ve son yapılan haksızlığı kabul etme yürekliliği. Aslında biraz daha fazlasıyla da tek bir şeyi bilerek ben yanlış yaptım gururu. Yapabildiğin o ufak hatan sana siper olsun diye.. en kötü senaryolarına karşı. Gereksiz yere ve 'gereğinden fazla pembe diziler'ine inat bazı insanların. Hangisi kabul edilebilir bir gerçeklikteki ya da miktarda? Sığınıp dur ben de haksızdım işte diyebilmek adına yaptığın o son hatana. Belki de içinde bir yerlerde kurtarmaya çalıştığın gereksiz büyüklükteki gururun sırf bu uğurda neleri kaybettiğinin cevabını sana bir gün verir. Birlikte mutlu mesut yaşarsınız ve seni geri geldiğinde çaldırır her şeyin yeniden tersine döndüğü bir boyutta.
Ama son kez gördüğün güne dönüp biraz daha baksaydım pişmanlıkları.
Arkasından bakamadığın o giden, gerçekten gitti mi merakı. Birazcık ümit olsun diye belki içinde.
Ama hep benzer masallar farklı insanlar. Belki de hakkını verecek kadar çoğullaştıkça sonlardaki ekler son gidene son kez adam akıllı bakamamak bir TEK beni mi yaraladı acaba diye soruyorum.
Şimdi daha da karışmadı mı her şey? sırf kendime soruyorum..