Sıkılınca yakınlarında bir pencere olması ne güzel. Olman ne güzel ne güzel.
Gördüklerin belki çok hoşuna gitmeyebilir. Ama olsun. Sonuçta her ne varsa görünen sana ve bana hatta belki de ona; bir şeyler anlatabilir. Çünkü çok sıkıldık hepimiz. Hep beraber sıkılmak güzel bir şey mi acaba?
Kesin bencilcedir. Herkes mutluyken mutsuz olmak gibi olmalı çünkü. Ama yine de daha masumca. Sıkıcı anları paylaşmak paylaşmaktır bir yerde. Ama yine de bencilce.
Neden en mutlu olduğum anlarda en azından bir adet boş bakış yakalayabildiğimi anlayabileli baya oluyor zaten. Kimse senden fazla mutlu olmanı istemez ya da senden, fazla mutlu olmanı istemez. Acıları paylaşıp mutluluğa da dudak bükmenin adına dostluk diyoruz her nedense.
Dost kötü günde belli olur diye bir yarımyamalaklık dillerde.
Başka başka yerlerdeki en berbat savaş görüntülerini bile aksiyon film tadında izlemiyor mu herkes televizyonlarından. Televizyonu kapatmaksa düşüncesizlikten sayılıyor. Herkesin en sevdiği filmler de hep hiç bilinmeyenlerden oluşuyor nedense. Sen gayet iyi bir filmsin ama bilinmiyorsun o zaman en sevdiklerimin arasına girmeye hak kazandın. Biri sorduğunda gerçekten orjinal olabilirim. Benim en sevdiğim filmse hala değişmedi.
Bilemiyorum yine her zamanki gibi. Halbuki gerçekten çok sıkıcı bir yaz. Başka birileri için mutlu olmak neden mutluluktan sayılmasın ki. Pek çok şeyi umursamayacağımız kadar sıcak olacak önümüzdeki günler de. Maksat arada bir hiç kimseciklerin okumayacağı bu sayfaları doldurmak. Çünkü sıkılıyorum. Sadece bir defteri doldurmak kadar ıssızlık geçmişte kalalı çok oluyor çünkü. O filmi de pek anlamamıştım zaten. Sırf filmin adı özetlemese durumu, anlayabilecek miydi herkes ? Neden herkes kendini o adamdan çok daha ıssız buluyormuş anlayabiliyorum ama. Kalabalık yalnızlık gibi bir tezatsa olay, ortada kalabalık falan da yok. Neyse, tezat falan yok kısacası ortada, direk ıssız güya bu adam. Tuhaf geliyor bana, bir yerlerinden saçma geliyor bu film ama neyse. Zaten çok fazla olay olmuştu, o yüzden izleyen izlemeyen herkes sevdiyse de sevmiyordur artık o filmi. Bir defteri bitireli çok oluyor kısacası.
Sevgili sevgilim;
Bilemiyorum. Sen beni bazen benden çok daha iyi anladığını düşünürdün. Haklıydın sanırım. Ama bak emin değilim hala. Bense seni tanıdığımı sanmıştım. Ama hakkımı yemeyelim çünkü sandığımın farkındaydım. Mutlu ol yeter gibi bir arabeskin doruğunu yaşamak için takipteymişiz durduğumuz yerde.
Hangi pencerelerden neleri izlediğini merak ediyorum. Aynı anda farklı iki yerdeki pencerelerden bakıyor olduğumuzu düşünmek de şimdi geldi aklıma. Yarın bunu deneyeceğim. Zaten (de) yazının sonunu üst satırlara bağlamak kolay sadece. Sense en zorlandığım şeylerden birisin şu hayatta sevgili sevgilim. O iki pencere arasındaki mesafe kalksın gibi zor dileklerim yok artık benim ve sen hep kendi filmini yazardın sevgili sevgilim. Pencerelerden izlemek yerine pencerelerden özlemeyi tercih ederdin bence. Sonunu hala yazamadığın yarım kalmış senaryolarının sonunu merak ediyorum sevgili sevgilim. Mutlu sonla da bitse senin için sevinip ağlayabileceğimi düşünüyorum. Nasılsa biri çıkar üzülüp de ağlayabilecek kadar seven..
Sen hala pencerelerden bakıp hayal edebilirken son bulmuştu başka bir adresteki filmin sevgili sevgilim. Sonunu merak etsen de sormazdın, herkesin düşleyebildiği kadar güzel olsun diye. Öylece kalakalsın diye.
Sen ıssızlığını saklayabilecek kadar mütevaziydin ıssızlığın çok möğüm bir şey olduğu eski zamanların birinde(!)
Herkes başkalarının mutluluğunda yok olurken, sen hep her ne varsa güzel olabilecek düşünmeden ( düşlerine ) kaçardın sevgili sevgilim...

