Odam hep yarım kalmış güzelliklerle süslenmiş.. duvardaki panolarda ne zamandır göremediğim tarih çizikleri gibi.. ve onlarmış meğer asıl olan demek kendimi kandırmama lanet sanki..
Hep yarım kalmaya mecbur oyunlar.. incecik iplerle bağlanmış balonlar gibi.. güçlü sandığın sözde bağların.
Güvenmek istediklerim ufak bir darbeyle yerlebir. Arkasından bakmaksa değerini, değermi’sini bile bilmediğim hüzünlerim.
Hatta uzaklaştıkça beyazlayan.. görmemeye ve duymamaya diye çirkinliklerini.
Görmemeye diye uykular ‘Aralık’, duymamaya diye şarkılar anlatmaya yarım.
Sayısı kayıp yarımlar birbirinden habersiz..
Elle tutulur olsun diye mi birleşecekler bir gün?
Hep yanlış sorular sorulmuş
Sormak istiyorum doğrusunu.. tek ona değil.
En sonunda yarım bırakılmışlık hissi vermiş bana.
Doğru dürüst sevmeyi beceremeyenlere muhtaç olmamak engel değil..
Hatta başımı yaslamaya yeterken yastıklar.
Belki de en kayıp bakışa güçlü geldiğimden..
Hatta gerçek sanıp güvendiğimden. Ya da olsa olsa, sonunda beni kolumdan zorla çekip kendi karanlığında terk ettiğindendir.
En kötü ihtimalleri kurcalayan beyinlerin sayısı kayıplarına bir ek daha olmak bu. Hiçbir şey istemezken, dahil olmak gibi.
Asıl soru da şu ki; bu yarım kalmışlık da kandırmaca değil mi?
Takvim yapraklarını ya da tüm yaşananları devirebilecek güçte dönen. Sonu zaten hep başa dönmeye mecbur..
Nerede biterse bitsin..
Yetinemeyen..
Hayırı basmak olsa gerçek olan denerdim.
İnan denerdim..

