29 Nisan 2009 Çarşamba

teşbih i beliğ

Karda koşmuştum iki sene önce. Ya da üç. Onu hatırlamıyorum. Ama koşar gibi yürüdüğümü çok iyi hatırlıyorum. Hafızasına kazınan anlar, anılar vardır herkesin. Onlardan biri işte bu da. Neden hiç bilmiyorum. Etrafımdaki sevdiğim ya da hiçbir şey hissetmediğim insanlardan duyduğum anlamlı anlamsız bazı cümlecikleri de unutamam mesela hiç. Bir yerden gelir aklıma..
Geç biten bir ders çıkışı minibüse yetişme acelesiyle koşuyordum. Evet evet koşuyordum sanki.. ne atraksiyon!
Dağın tepesindeki bir kampuste bir dersi o kadar geç bitirebilen 1 tip olabilir miydi? Hem de hava soğukken. Yerler buz tutmuşken. Minibüslerin yeri de değiştirildiğinden o dik yokuşu kim nasıl, ne diye insindi. Kızıyordum. Eve gidip çay falan içme hayalleriyle ve çalan telefonu duyamamakla geçen bir koşuşturmaca. Ne diye inerken yaracaktım kafamı. Sıcak evimde çay içmek içindi her şey.
Hem kızıyordum hem koşuyordum. Hem de düşmüyordum enteresan bir şekilde. Koştuğum falan da yoktu aslında. Olsa olsa çok hızlı yürümekti. Koşar gibi yapıp yorulmak ya da.
Herkesin kırdığı derse çıkma inadım da neyin nesiydi peki.. o saatte son giden minibüsü yokuşun başında mı görecektim. Peki onlar beni görebilecekler miydi? Çok olmasa da eve gidip çay içmek gibi bir fantastik hayale kapılanlar vardı benim gibi elbette. Ama ben çok daha hızlıydım. Acaba kızgın olduğumdan mıydı yoksa çay içmeyi en çok ben mi istiyordum?
Ya yine koşsam karlarda diyorum ama şimdi de. Unutamadığıma göre mutlaka sinir bozukluğuyla karışık bir kahkaha da patlatmışımdır sonunda çünkü.
Sevgili ev arkadaşım da çayı bir kenara bırakın çorba da yapmıştırJ
Bana bu olay bir şeyler anımsattı. En sevmediğim şeylerden biri aslında. Çorap söküğü gibi gelen şip şak görüntüler, sesler ya da her ne ise…
Ben bile anlayamazken anlayan nasıl anlasın. Nasıl derim anlayan anlasın diye..
Tarihlerden 2003 aralık olsa gerek.
Yine karlı bir günde 137 basamak çıkıp sınava girmesi gereken tipler vardı. Hem de çoğu valizleriyle. Sınavdan da super V. Turizmle tatile.. sınavdan önce içilmek istenen bir fincan çayın ele dökülmesiyle de hatırlanan bir gün. Ondan öncesindeyse kuyruk olup elindeki çantalarla basamakları çıkmaya çalışan 10lar dan 1 i bile çuvallamamıştı diye mi şanslıydık.
Ayak izlerinden oluşan güvenli güzergahı tercih etmek isabetti. Herkes birbirine güveniyordu ve de. Ya da düşeceksek hep beraber düşecektik. Hepimiz tamamlamıştık basamakları sayma görevimizi zamanında. İşte buydu işbirliği. Buydu az sonra çay kuyruğunda unutulacak asalet.
İşte buyduk biz de..