Oturdum görmek istediğim kadar uzakları izleyebileceğim bir yere. Kulaklarımda ona yakıştırdıklarım. Yolculuk şarkılarım. Dudaklarımda hapsolmuş onca yalan?. Biri kaçıp gitse belki gerisi gerçek olacak. İnanabilse yeniden yürekten.. Kalbini kendi elleriyle sıkıp yok saymış bir katil durdurmaya yüreksiz. Rüzgarın sesinden etrafındaki gülücüklerden bihaber.
Nasılsına verilen klişeler dilinde yeni gerçekleri. İyi kötü berbat saydıkları incecik çizgilerle ayrılmış ve kavuşmayı bekleyen. Bekleyenleri izlemek önünde duran manzaradan daha saf gelsin diye bir bekleyiş. En ahlaksız teklifi unutabilme ihtimaliymiş ve hala pembe parlak pullarından sıyrılamamış. Oturdum.. gördüm istediklerimin de ötesindekileri. Beni bitirenin bitik ifadesi gibi. Fazla geldi birden. Tırnakladım pulları. Ellerimde kalanların katili saydığım yumruğumsa, korumuş meğer güzel rüzgarlardan. Habersiz saçlarım uçuşurken istediğim yöne ayaklarım inatlaşmış. En iyisi oturmaktı diye oturdum ben. Her biri bin parçaya ayrılmış yarımlarımla. Her sayıya bölünebilir gibi.. Duydum, gördüm. Suçlu olan paralelden yağan yağmur gibi. Yüzüme vuran..Ve mecbur kapattım şemsiyemi.
Yürüdüm sayarak yerdeki taşları. Nerede kaldığını unutturmaya değecek renktekine uzandığı ve ellerindeyken karardığı hayalleri gibi.
Gözleri hiç olmayan bir renk de değilken benzettim yine de. El sallarken hatırlatan o küçük çocuğa, doldu gözlerim. Uzaktan kumandalı arabasıyla sahte mutlulukları onun beyaz pullardan hayalleri gibi. Az önce saçlarını okşarken yitip gidenlerse kendi küçülüşüm gibi.. Gördüm diye kaçışım gibi doldu gözlerim. Üzene üzülmek gibi. Arkamdan bakarken göremediği yüzüm gibi…
O, denize sektirdiği taşların merakından çoktan kurtulmuş ve ben yanımdakilerle giderken bir arabada, aynı manzarayı izlemeye oturanları gördüm sanki. Saçlarım en sevdiğim uzunlukta ama bu sefer suçlu rüzgarla geri gelmeyi reddedenler diye,,
kapadım camları.
Dolmadı gözlerim.

