Buzlu camın arkasında duranlar.. önce bir yabancı. Küçük dağlarını anlatan. Dinlemekten çok inandırmaya hevesli. Sesinin ulaştığı yerlerin merakından uzak.
Yaklaşma çabasında. Sırf görmek için, farkında olmasa da durduğu yer neresi ve gösterdiklerinden habersiz.
Çektiği olağanüstü çabaya değip değmeyeceğinin merakındayken eminmiş gibi. Yeniden yürümeye üşendiği ve sıkıldığı o yolların telaşında.
Yeni küçük dağlarının emeğini bir önceki gece rüyasında görmüş, yorulmuş.
Buzlu camın arkasında duranlar.. önce bir yabancı. Küçük dağlarını kendi elleriyle nasıl yok edebileceğini anlatabilmenin şımarıklığında, güveninde.Yalnız ya da kalabalık eğlencesinde, unutmuş, unutulmuş.. artık bastığı yer sadece sığ bir derinlikte ve inandırmaya hevesli. Artık uçamam derken sesinin ulaştığı yerlerin hayalinden bile uzak. Yaklaşma çabasında. Yaklaştığına emin olduğundan ve görmek istedikleri gördüklerinin yarısı bile değilken. Bir gece önce rüyasında kafasına kadar battığı sularda yüzmüş.
Çekilen insan ötesi (!) emeğin farkında ve en azından emekleyebilirim (!) diye düşünecek kadar saf.
Anahtarı sokacak deliği arayıp bulduğunda sadece o minik delikten izlemeye hevesli olduğunu saklayamayacak kadar dikkatsiz. Zaten açamayacağını anladığındaysa inatlaşacak kadar kayıplarda beyni. O kadar ki aslında son tekmelik hali kaldığından bile habersiz.
Sonra.. kumlara yazılan yazılar misali ‘minicik bir dalgaya yenik değeri’ nden vazgeçmiş çoktan. Ama dilinde tek bir cümle dua olmuş sanki. ‘Git derinlerde ara sen bulana kadar çoğalacak yarımlarımı.’
Gerçek olduğunda sayısı muamma, beyaz kılıflarda kayıp yarım akılların rüyaları.. herkesin hikayesi bir yerinden tanıdık geliyor insana..
Tesadüfler de ağlatıp gülümsetebilecek kadar güçlü. Ama en yakın gelen dalı bir yerlerinden yakalamak da her defasında pişmanlık ve vazgeçişe gebe..
Vazgeçmek gerçek olduğundaysa ıslanmadan yürümek özlenen gerçek yalnızlık.. aklımın diğer yarısı. Rüyalarım çıkmasın duasında..
Yaklaşma çabasında. Sırf görmek için, farkında olmasa da durduğu yer neresi ve gösterdiklerinden habersiz.
Çektiği olağanüstü çabaya değip değmeyeceğinin merakındayken eminmiş gibi. Yeniden yürümeye üşendiği ve sıkıldığı o yolların telaşında.
Yeni küçük dağlarının emeğini bir önceki gece rüyasında görmüş, yorulmuş.
Buzlu camın arkasında duranlar.. önce bir yabancı. Küçük dağlarını kendi elleriyle nasıl yok edebileceğini anlatabilmenin şımarıklığında, güveninde.Yalnız ya da kalabalık eğlencesinde, unutmuş, unutulmuş.. artık bastığı yer sadece sığ bir derinlikte ve inandırmaya hevesli. Artık uçamam derken sesinin ulaştığı yerlerin hayalinden bile uzak. Yaklaşma çabasında. Yaklaştığına emin olduğundan ve görmek istedikleri gördüklerinin yarısı bile değilken. Bir gece önce rüyasında kafasına kadar battığı sularda yüzmüş.
Çekilen insan ötesi (!) emeğin farkında ve en azından emekleyebilirim (!) diye düşünecek kadar saf.
Anahtarı sokacak deliği arayıp bulduğunda sadece o minik delikten izlemeye hevesli olduğunu saklayamayacak kadar dikkatsiz. Zaten açamayacağını anladığındaysa inatlaşacak kadar kayıplarda beyni. O kadar ki aslında son tekmelik hali kaldığından bile habersiz.
Sonra.. kumlara yazılan yazılar misali ‘minicik bir dalgaya yenik değeri’ nden vazgeçmiş çoktan. Ama dilinde tek bir cümle dua olmuş sanki. ‘Git derinlerde ara sen bulana kadar çoğalacak yarımlarımı.’
Gerçek olduğunda sayısı muamma, beyaz kılıflarda kayıp yarım akılların rüyaları.. herkesin hikayesi bir yerinden tanıdık geliyor insana..
Tesadüfler de ağlatıp gülümsetebilecek kadar güçlü. Ama en yakın gelen dalı bir yerlerinden yakalamak da her defasında pişmanlık ve vazgeçişe gebe..
Vazgeçmek gerçek olduğundaysa ıslanmadan yürümek özlenen gerçek yalnızlık.. aklımın diğer yarısı. Rüyalarım çıkmasın duasında..

