7. kattaydım. Asansöre bindiğimde 2 ye bastım. Aslında 1 e basıp oradan 2 ye çıkmam gerekiyordu. Merdivenlerden.
Ama asansör 2 de duracaktı ve kapısı da kapanmıştı çoktan. Ben 1 e bassam da 2. katta o kapı açılacaktı.
Yapmam gerekenlerle ve yapamadıklarımla sıkışıp kalmıştım o asansörde. Dönüşü olmayan bir yola mı girmiştim?
3 e basıp 2. kattan önce 3. katta durmaksa tabiî ki aklıma gelmişti. Ama asansör benden çok daha hızlıydı. Asansör gerçekten hızlıydı. Duracağı katta durmak üzereyken de çok yavaştı nedense. Herneyse.
Birinin 3. katta asansör beklemesini ummak içinse gerçekten çok geçti. Ben bile benden daha yavaştım bunu düşünmek için.
Neyse neticede çok geç kalmıştım artık.
Önce 2. katta inip sonra merdivenlerden 1. kata inecek ve daha sonra tekrar 2. kata çıkacaktım yine merdivenlerden.
Tüm bunları yapacağım için biraz daha hızlı olmam gerekiyordu sadece.
En çok 2. kata basıyor olmak bile benden hızlı olan nasıl bir alışkanlıktı acaba. Bana aitken, benden çok daha sonra dünyaya gelmişken. Tabiî ki gayet normaldi. 3. katta durma fikri ne kadar saçmaydı peki? Hikayeye nereden karışmıştı acaba dönüşü olmayan bir yola girmişken. 3. katta yapılacak hiçbir şey yoktu ki. 1 i kata gelince 1. katta yapmam gereken minik bir iş vardı gerçekten.
Ama olay başkaydı.
Olay şuydu: ben 2. katta o asansörden inmek istemiyordum. O asansörün kapısı 2. katta açılmamalıydı o yüzden. İlk önce 3. katta inmek bile kabul edilebilir bir şeydi.
Peki ne mi yaptım ya da şöyle sormalıyım, (çünkü bir şey yapabilmek için bir tercihini birkaç tercih içinden seçmen gerekir bir tercihinin olabilmesi için de dönüşü olmayan bir yol uygun bir yol değildir, bu da bir genelleme değildir tabiki) peki ne mi oldu? Ben 2. katta o asansörden indim. Surprizi yok bu hikayenin. Peki 2. katta inmek ya da inmemek değil de o asansörün kapısı neden mi açılmamalıydı bile? Ya da ben neden olmak ya da olmamak gibi bir boyuttaymış gibi anlatıyorum? İşte bunu bir blog da yazmak bile saçma. Yazdığım onca saçma şeyden bile saçma gerçekten. Hatta nedensiz olmasını hastalık olarak görebileceklere çok önyargılı olduklarını söyleyebilirdim. Aynı şeyi benim nedenimi duysalardı da söylerdim gerçi. Neticede o neden var olmadı, daha doğrusu gerçek olmadı. 2. kata basmış olmam da en doğru karar olmasa da hatadan sayılmadı bu yüzden benim için.
Sonuçta şimdi buzdolabında çilekli tart var diye mutluyum. 1 dilim yemek hiçbir şeyi değiştirmez ve de. Dönüşü olmayan yollar da hep bu kadar kısa olsun diye umuyorum. Nihayet durabilmiş olmak için 5-6 saniyeye ihtiyaç duyan super hızlı asansörleri de anlayamıyorum sanırsam. Bu saçmalığı telafi de edemezdi, çünkü 2. kattı benim asansör alışkanlığım. Genelde 7 ya da 8 e basanları bilemiyorum. Bilemiyorum böyle saçma bir asansörle ilgili buna benzer şeyler düşünmüşler midir hiç. Çoğu insanın gördüğü korkunç asansör rüyalarına hiç girmek istemiyorum. Hani bir kata basarsınız da bir türlü durmaz falan filan. Rüyalarda aynıyız my sweet sweet...
Rüya demişken üzerine de aynı demişken hem de; geçenlerde bir gece aklıma gelen araba reklamı sloganı kılıklı birkaç cümleyi de yazmak istiyorum. Hatırladığım kadarıyla.
Gerçekten aynınızla karşılaştığınızda bu bir kaza olmuş olabilir. Ama unutmayın her kaza kötü sonuçlanmaz.
Ama şöyle düşündüm ağaçların arasında bomboş bir yolda giden iki araba bir virajda çarpışırlar. Herkes arabaların aynı olduğunu farkeder. Kaza arabaların mukemmel özellikleri sayesinde acayip hafif atlatılmıştır ve iki ayrı (aynı) arabadaki iki salak da arabadan inmezler. (Reklamdaki iki kişinin birbirine benzediklerinin nasıl anlatıldığı da beni hiç ilgilendirmez) İnselerdi ne mi olurdu. İşte tam düşündüğünüz şeyler.. Kazanın kötü sonuçlanmamasının kötü sonuçlanması. Ama hiçbir zaman bilmeyecekler. Mukemmel bir son sayılabilir o yüzden. Reklamlarda aynıyız my sweet sweet..
ÇçÇöN: no message has been sent.

