Sevgiye nefret bulaşınca mı aşk olur adı?
Toplayınca nefreti de katıp
içine düşer içinde kıskançlık nöbet
Şarkı aralarında okunan saçma sapan şiirler amacına ulaşmıyor hiçbir zaman
En kısık bakışlarla en zorlama ses tonları alay konusu içimde
Gevrek gülüşler o an bilmeyenlere, o an bilmeyenlere olacakları
Nefreti itince bir kenara vicdan azabı olur adı
Sevgi denen çıkarsızlığın içi bir boşalıp bir dolarken çoktan başka bir isim
İlk gördüğün gün hariç tutulur sanki sırf bu yüzden
Daha ilk gününde sevebilmişken en yakınındaki birini sever gibi
Yıllardır tanıdığın bir yabancıya dokunacak yakınlıkta olduğunu fark etmek o an
Platonik bir sevgiyi hatırlatır çocuk gülümsemesi ve daha hiç yaşamadığı yaşlarında duydukların
Bilmem gereken bu değil mi aslında?
Çarpıp toplamak bilinen birkaçları
Yazıp çizmek biraz yalan olsun diye her çirkinlik
Sadece yerine yakışmayan bir çerçeve
donup kalsın olduğu gibi kalsın diye belki yıllar öncesinden
Geç kalıp aceleyle koşar gibi tökezlenen o yerde sanki yine o
Nasılsa bir bakışta herkesin içini okuduğunu sananlar için birkaç sahne oyun her laklak gidebildiği yere ve benim bilmeyi hak ettiğim şey bu muydu?
çok iyi niyetli olmak gibi özeleştirilerin saçmalığı keşfedilmişse de çoktan, rakıya meze olduğu yerler vardır mutlaka
Kimi kimsesine çaktırmamak adına en sevmediğini sevmek zorunda kalırken
Aşkın emaneti nefreti uzak tuttum diye hak etmedim gitmeyi içimden
Sevildiğine inanmak istemez ilk gününü unutup
İlk ve son defa dokunabileceğim yakınlıkta nefret
Emanetini çıkarıp saklı saklananların arasından, teslim edip yollamak son görev
Son nasihat gibi hak etme hak etmeyeni demek
Ama sevmeyeni(!) sırf sevmek ayıp olur diye kendine, nefreti de katıp adına sayfalar dolusu aşk koyanlara susmak düşer

