24 Ağustos 2009 Pazartesi

Ödenemeyen bir özür borcu vardı gözlerinde. Biraz merak vardı cesaretsizliğinin yanı başında. Çok şey söyledi çıt çıkarmadan. Ne de olsa sana aitti diye bir tebessüm dahaydım bense göremediklerinden. Kendime benzettiğim sayfalarım gibi kendine benzetmişsin sen de bazı şeyleri. Farkında mısın bilmiyorum. Farkına varamadığımız onca şey saklı bir kutuda öylece öylesine durur, zaman geçer, mevsimler değişir. Aşk 5. mevsimdir gibi kendini beğenmiş laflar işaretlenir kitap aralarından. Merak etme sakın; o şarkıda da dediği gibi her şey olur her şey biter.
Eskileri silinirken yeni çizgiler yerleşir yüzlere, değişik ifadelerde kaç kişiyi daha görürsün sonra. Üst üste binen onca yük hafiflesin diye yeni yükler eklersin fark etmeden, bir zaman sonra sana yalnızlığını yeniden hatırlatacak. Merak etme, ben de etmiyorum artık. Tek bir soru sorulamayacak kadar uzun süre sustun sen. Tek bir şeyden emin olamayacak kadar zaman girdi araya ve bildiklerimi bile yanında alıp götürür oldu.
Asalete dayanır sırtımız yeniden. En yumuşak kelimelerin arkasında duran onca kötü bakışı görürsün bir sürüde. Ertesi güne uyanmadan gördüklerin gibi. Sahte bir imza için kuyrukta bekler misali hayran kalan birileri mutlaka çıkar. Acını ezer geçersin her acıttığında. Merak etme sakın, zaman ilaçsa yeni bir imkansız zehir olur yeniden. Ben de etmiyorum. En kuytu yerlerde sakladıkların, tozlu raflarında duran kimsenin bilmediği temiz düşlerin ya da tam tersi. Saklayamadığın sana ait bir şey gülümsetir içten seven birini yine.
Rakamlarla işin yokken bir sayı tutarsın aklından. Dönüp dolaşıp aynısı çıksa da karşına basarsın üstüne yeniden. Tek bir damla ıslatamazken yanaklarını içine akanlarla senden bile anlamlı şeyler yaratırsın. Sen de değişirsin mevsimler gibi nihayetinde aynı güne dönmeye. Kaybettiğin çizgiyi yeniden yüzünde görmeye.
Her şey olup biterken birçoğu, zaman benzerleriyle aynısına dönmeye çalışır yeniden.
Benzetirsin. O çizgiyi yeniden görürsün yüzünde.