Uzaklardan duyulan bir şarkıydı. Alakaya maydanoz bir radyo kanalını kurcalasınlar artık gibi bir dilek vardı içimde. Ve hatta belki de kapatırlardı.
İçinde kaybolmaya yakın boşluk. Her şeye rağmen tüm suçlarınla beraber yanımda oturuyorsun. Alt kattan ismimin bağırılması olası ve yüz yüze olduğum manzarayı sen de izliyorsun benimle beraber. O kadar eminim ki tabi eğer zaman diye bir şey palavraysa. Sözünde durduğun sözlerin acıtsa da en azından sen de izliyordun, izleyeceksin bir zaman.
Neden bana hiç acıtmayacak tek bir söz bile vermedin diye merak ediyorum. Her şey bittikten sonra yazılan ama bir türlü atılamayan mesajlar tadında bir şeydi hiçbir zaman gelmeyeceğini bilerek beklediğim. Hatta yazarken bile yollamayacağını bilirsin hani. Sen de yazdın biliyorum.
Ben beklemediğini vermek yerine beklemediğim onca şeyin bir gün karşıma dikileceğini düşünüyorum. Sen düşünürken bile karamsarsın çünkü. Daha kötüsü de var ama. Hayal ederken bile gerçekçi olmak mesela. Senin bile hayal gücün almadı değil mi? Hayallerini bile satılık bir fanusun içinde kendine pazarlamak. Ama bundan kötüsü de vardır mutlaka benim mantığımın almadığı şu an..
Sözünde duran bir vicdansız gibi göstersen de kendini, sen benim için aleyhimde yeminler eden biri olabilirsin. Tabi diğer pek çok şeyden sonra..
Ben böyleyim diye karalasan da kendini herkesin aksine, bildiklerimi bilmemi değiştirir mi bu?
İsmim bir anda hecelenip aşağı indiğimde bu kayıp zamanlardan biri daha silinip gidecek. Çaktırmadan çıkacak hayaletin çıktığım kapıdan. Çok yakın iki arkadaşının arasında kalmaktan kötü şeyler de var. Ama emin ol karşımda duran sonsuz maviyi izlemek yerine bunları yazmayı seçiyor olmaktan iyi şeyler de var.
Ben kendime verdiğim bir sözü hala tutuyorum diye ve ettiğim bir yemini bozdum diye kazanıp kaybettim seni. Senin için verilen küçük bir kararla kendimi karanlığa terk ettim fark etmeden. Ama eminim bundan çok daha kötüsü de vardır. Mesela hiç kazanmamış olmak.
Ölmeyi bekleyebilirim öleceğimi de bilerek ve aldığım her nefesten zevk alabilirken. İşte böyle bir dengesizlikte dengedeyim. Birkaç saat önce uzaklardan gelen hiç sevmediğimiz o şarkıyı değiştirmek için adımlar atmayı bile düşünürken ben, sen öyle bir söz verip yemin tutardın ki burada olsan.. Belki de bunu bildiğimden tüm bu dengesizliklerin bir diğer yarısında koruyorum bir diğer yarımımı ve diğer tarafta seni saklıyorum. Fedakârlık sandığım adımlarımla ilerlerken ben, o şarkı aslında çok yakınlarda bir yerde çalıyorsa bu kimsenin kabahati olamaz. Uğruna atılacak adım olsa atılırdı. Ve bunu gerçekten isteseydin, ettiğin tüm yeminlere inat en tadımı bozan melodiyi şu an duyuyor olurdum.
Çünkü tek bir adım bile bırakmayacak kadar mesafe koyup karaladığın zaman(!) gitmeyi çok iyi bildiğin gibi aynı boşlukta yüzmeyi sen de bilirsin. Ya da bir gün mutlaka yüzeceksin..

