giden dönermiş bir gün.
giden bir gün döner diye isteyeceğin onca şey kapının dışında. eskiyi bir torbaya koyup atamayışım belki de bu yüzden. yine kendimi düşünürken buldum kendimi. yine senin bencilliğin gördüğüm. bir gün dönüp de sorarsan diye belki. istemiyorum onca şeyi. giden dönmüyorsa zaten hiç yokmuş diye bir masal daha dillerde. bir süresi var mı ki beklemenin? atacaklarım da bir torbaya sığamayacak kadar az oysa. beklemiyorum bir gün karşılaşırız diye asla. ama istemiyorum kahkahalara karışan onca şeyi de.
ben hep buradayım; dışardan duyulamayan bir söz gibi. sırf iki kişinin bildiği bir sözü tutmak. kalbinden silip atamazken bütününü, bir çoğuna göre kaldığın yerden devam edersin. geç kaldığın onca şey senin gözünde büyüyemezken bir türlü. hayat eskisi gibi devam eder yüzündeki sorulara gebe ifadeden eser kalmadığından. bir zamanlar hep birlikte alışmıştınız o ifadeye oysa.
hayat hala eskiden olduğu gibi gelmez kendi kahkahalarına aslında. sen bile unutursun da içindeki başka biri hatırlatır sanki durmadan. bir fırsatını kollayıp kollarını açmak ister yeniden.
hatırlatacak bir şeyler arayıp durur atılacaklar çoğalsın diye. atamayacağını bile bile üstüne gelir. bir çıkmaz sokakta bir tek çıkış bile kalmasın en sonunda diye.
araya giren bir reklam kuşağıydı oysa. reklam arası çoğalan çerezler misali gelir herkesin dilindeki aşk şimdi sana.
filmler saçma sapan tesadüflerle doluyken hep aynı isim aklında. tam da az önce yemek masasında kahkahalar atarken sen, eski bir şakı gelir aklına.
çalmaya başladığındaysa yarısına gelmeden kapatırsın.
neden acaba?
bazen bir şarkıyı tamamlayamayacak kadar gerçek bir acı hala boğazında düğüm olup boğar seni.
bir gün karşına asla çıkmayacak. eski kıyafetlerini bile bir türlü atamıyorken ve bunu bilirken neydi acaba gereğinden fazla kustuğun gerçek sözlerin?
bildiklerim başka içimdeki yabancının söyledikleri başka. bir zamanlar seninle karşılaştığımda tanışmıştım onunla.
yine mi kendimi düşünüyorum ben. ve yine seni buluyorum her defasında. biliyorum aslında. atılacaklar bir torbaya yakışacak kadar çoğaldığı gün ben burada olmayacağım.
yine mi kendimi düşünüyorum ben. ve yine seni buluyorum her defasında. biliyorum aslında. atılacaklar bir torbaya yakışacak kadar çoğaldığı gün ben burada olmayacağım.
yine kendimi düşünüyorum.
düşünmem gereken; bir zamanlar senin kapının önünde istenmeyen yenilerin kuyruğunda olma ihtimalimken, ben kendimi düşünüyorum ve hep ikimize ait aynı bencilliği görüyorum.
bir ölünün yasından sonra atılan ilk kahkahanın suçluluğu gibi geliyor devam eden hayat bana.
eskiden parmakla gösterip gülünecek bir ilkokul şakası gibi gelirken aşkı yazmak;
yazıyorum minicik bir tesadüf arayan onca kelimeyi.
düşünmem gerekenler başka, bir zamanlar içine zorla sürüklediğin masal başka
sanki dokunulmazlığı olan bir eskiymişim yalanınla...
ilk sırada olmamın gerçekliği bile yetmemişti bir zaman sonra kalmam için
bana ulaşmana
geçmişinin bahçesinden bir avuç dolusu diken kanatmadı sanıp suçladın belki de.
telefonunda duran mesajı silmek kadar kolay
gelirken bazısına sadakat
sen mi vereceksin bir gün hak ettiğim ödülü
bana?

