10 Eylül 2009 Perşembe

Eylülün sonuydu ekimin başı. Hayalleri rüyalara taşıyan bir umut. Birkaç özenilmiş masa, keşfe çıkıp keşfettiğim kendim. Sanki olmayan şöminenin başında olmayan bir kedi uykuda hatta. Uyuyorum her gece huzurlu her sabah aynı umutla uyanmaya. Ama belki de ekimin başıydı eylülün sonu. Doğum tarihim her sene yaşlanmamı geciktiren bir işbirlikçi gibi hala. Birkaç yaş küçük görünmeyi seveli birkaç sene olmuş. En sevdiğim şarkılar ve boş bir defter. Bir şeyler öğretmenin heyecanıyla ilk birkaç sayfasını doldurmuş bir arkadaşım, kabı gökkuşağından. Karar veremediğimiz bir şeylerin rengini yine de seçmişiz sonunda. Neyse..
Duvarlarda asılı fotoğraflara bakmayalı çok olmuş. Bakmak lazım diye bakıyorum tek tek. İyi ki gelmiş aklıma. Sonra düşünüyorum. Birkaç eksik var sanki ve sanki eksik olan tek bir kişiye ait. Birinde gülmüş olsun istiyorum, birinde habersiz çekmişim ama beğenmişiz. Bir tane daha olacaksa da komikmiş biraz. Ne hoş ayol! Ama yok henüz. Ama istemek başarmanın yarısıdır. Başlayıp da yarım bıraktıklarımsa nasılsa tamamlanacak doğduğum tarihe kadar mutlaka. Düşündüklerim ve yuvarlak bir masada konuşulanlar kadar parlak sokaklarda aceleyle yürüyorum. İstemek başarmanın yarısıysa sen de iste diyor sanki. Çok gülüyorum bu duruma.
Ama başlayıp bitirmenin yarısıymış ‘o. Ama sabahın üçü geceninmiş aslında.
Ardımdan kilitlenen bir demir kapı da ‘aralık.