24 Eylül 2009 Perşembe

süpürgenin içine kaçtı hayallerim

Hani deriz ya içimizdeki sonsuz iyi niyetle ben bana yakışanı, doğru olanı yapmalıyım diye. En sonunda bize yakışan hayal kırıklığı, soğuk bir teşekkür falan olur. Ya da bize yakışandan ziyade bizim hakkettiğimizin bu olduğunu hatırlatır yeniden birileri. E haliyle yine yeni yeniden hatırlamamak için, unutmak için sonsuz iyi niyetimizi satarız. Ucunda nasıl bir beklenti vardır ki hayal kırıklığı olur. Her zaman sonsuz mudur iyi niyetimiz ya da tertemiz midir? Tüm bencilliklerden sıyırmış mıdır kendini? Değeri muamma bir iyi niyet neden bizim gözümüzde büyümüştür? Belki de bize yakışanı yapmak ağır bir yük olduğundandır. Kendini beğenmiş bir iyi niyet bir lütuf sayılmayınca gittiği adreste haksız bir yenilgiden sonra haklı bir yenilgiyle beraber salak gibi hissettirir insana kendini.
SONRA...sorarlar ona buna;
- en beğenmediğiniz yanınız nedir?
- çok iyi niyetliyim, bu huyumu hiç beğenmiyorum gerçekten deeeeee.
Yenildim desene. Durmadan yenildim, artık arada bir yenilmeyi tercih ediyorum o yüzden desene. Ne umdum ne buldum ve nihayetinde hayat bana da öğretti hayal kırıklığı olmayı desene.

Ya da çok fazla şey bekliyorum ama şöyle de;
-kendimle ve kendi iyi niyetliliğimle o kadar kafayı kırmışım ki o yüzden kendi kırıp geçirdiklerimi görememiş de olabilirim, bunu bir düşüneyim(!)
Silmek silinmekten daha kolayken zoruma gitti benim de bir çok şey. Ama yine de bu kadar iyi niyetli varsa etrafta hayat neden acımasız galibiyetlerle dolu anlamıyorum. Anlamak da istemiyorum hala iyi bir şeyler içimde kalabilsin diye.

Yenilmeyi göze alabilen gerçek bir şeyler..