21 Ekim 2009 Çarşamba

have a whiskey?

Riskli bir risklilik durumu aklıma geldi. Olası bir riskin şiddetine bağlı olarak bir risk riskli olabilir elbette artık nasıl bir riskse. Hemen hemen herkesin bildiği sınava giren bir öğrencinin risk nedir sorusuna – işte risk budur diye cevap vermesi neticesinde sınavdan 100 almış olması saçmalığıyla son bulan hikayeyle alakası yok. Hatta tam tersi. Gayet risksiz bir risk söz konusu olay gerçekse. Bir de nedense her okul kendi üstüne alınmıştır bu olayı. Mutlaka bu efsanevi olay her üniversite kampüsünde ama yıllar önce yaşanmıştır. Risk aldığı gayet açık olan öğrencinin cevabı soruya cevap mıdır da 100 almıştır peki? Hemen hemen her derste bahsi geçen risk’in gerçek anlamını göremediğim tek yer sadece ders kitaplarıydı çünkü. Risk budur deyip işin içinden çıkmak gibi bir zahmete katlanıp aslında riskli bir riske falan girmediğinin farkında olan öğrencimiz sınav kağıdının arkasına ya tutarsa yazıp çıkmıştı aslında. Evet çünkü herkes gibi ben de tanıyor gibiyim onu. Her gün aynada görmemin dışında mutlak bir 100 ü beklemek yerine yarısıyla bile yetineceğine de eminim hatta. (Tabiî ki değilim.)
Doğru cevabı bilmesine rağmen kaşındığı falan yoktu yani. Tek soruluk bir sınav olması da bu hikayeyle ilgili başka bir uçurum tabiî ki. Bir diğer uçurumsa kağıdın arka tarafını göremeyen her saçma sapan cesareti ödüllendiren not vericinin kafasında.
Ama böyle bir olayın aslında gerçek olamayacak kadar saçma ve yine olayın risk sayılamayacak kadar risksiz olduğunu düşünüyorum. Ama bazen, herkesin böyle olayların olmuş olduğuna olmamış olma ihtimalini bile düşünmeden inanması bana eğlenceli geliyor. Bazen de gelmiyor gerçi. Bu ve benzeri kulaktan kulağa lar nesilden nesile ler çoğu zaman sadece neden ben değil sorusunu getiriyor akıllara. Sonra –aaaa vay be amma risk almış cidden. falan diyiveriyoruz.
Ama gerçek bir riski gözünüzle görüp gerçek olması olasılığında kaç şiddetinde bir sarsıntıya neden olacağını anlarsanız, gerçek olmaması anlamındaki geriye kalan yüzde 50 size asla yetmeyecektir. Elinizde hali hazırda duran, risk almamak anlamındaki yüzde 50 nizle yetinmekse kendini yüze bile tamamlayacaktır hatta.

Sonrasıysa yukarılarda..
Risk bir olasılık hesabıysa mesela; bu riski göze alıp gerçek olduğunda kaybedileceklerle gerçek olmadığında kazanılacaklardan bizim önem sıramıza göre bir liste çıkarsak ve bu gerçek hayatta gerçekten yapılabilir bir şey olsa.
İşte risk budur diyerek yapabileceğim pek çok şey var şu saniye bile. Bazıları belki sokak kapısından çıktıktan sonra yarım saat kadar sürer. Ama ben başkalarının aldığı risklere karışmak istemem hiçbir zaman. Benim sayemde kazanılanlardan çok yanıp sönen sokak lambasına bakılabilir. Bense göze alabildiklerimle kalabalık bir boşluğa bakıyor olabilirim sonunda. Tutarlı bir şekilde yanmak ya da sönmek arasında karar vermek gerekir bazen aceleyle. Neyden bahsediyorum ki her şey göze alıp alamadıklarımızla doluyken. Tutarsız olanlarla yani tüm yüzde ellilerimizle yaşamak çok daha basit ne yazık ki. Bir kazanıp bir kaybetmek ya da yanıp yanıp sönen sokak lambası dururken her zaman kazanacak olma ihtimalimiz riskli bir risk.. Çünkü sonunda her zaman kaybetmek de olabilir.

Sonrasıysa aşağılarda..