31 Ekim 2009 Cumartesi

yazmak ya da yazmamak


Okan Bayülgen'i seviyorum. Antik kuntik sokakların birinde yürürken karşılaşıp cappucino içmişliğimiz bile var bir rivayete göre. O kadar kolay değil Okan Bayülgen olmak. Söylenildiği kadar çirkin olmayıp, çirkin olup bu kadar beğenilen bir insan olmak zor olsa gerek. Güzel ama zor olan cinsinden bir zorluk tabi. Düşündüm bir süre acaba Okan Bayülgen olsaydım nasıl olurdu diye. Genelde Denise Richards olsam nasıl olurdu diye düşünmek gerek ama düşündüm düşünecek başka bir şey yokmuş gibi. Şunlara kadar verdim. Zekasına belgesiz onay almak için kuyruğa girenler var etrafında bir kere, bilmem kaç kere… sonra, ben bu adamı sevmeyeyim en iyisi, herkes seviyor, sevgimi içime atayım diyenler var. Ben bu adamı sevmiyormuş gibi yapayım da baksın görsün herkes diyen var, gerçekten bir şey hissetmeyenler var. Tanımayan yok herhalde. O kadar akıllı adam varken etrafta yoldan geçenlere sorsan sonra spss e tabi tutsan herhalde tüm göstergeler altüst olurdu. Çünkü zaten sorulacak başka sorun kalmamasını isteyecek kadar iyi yürekliyiz. Neden sen daha komik olabilirken, arkadaşlarını gülmekten kırıp geçirirken, sol omuzda çanta sağ elde şemsiye sol elde poşet ayakta durmaya çalıştığın minibüsün içinde bir de çantandan cüzdanına ulaşıp para çıkartabilecek kadar başarılıyken, sonra paçalarından yukarılara doğru yer yer desen desen sıçratılan yağmur sularını bile sevebilecek kadar, olmadı Esra Ceyhan kadar sevgi doluyken, neden sensin? Okan mı yaa çok seviyorum şu adamı cidden diye gevrek gevşek gülerken acaba o da beni sever miydi diye düşünecek kadar sorgucu, acaba kaç bağyan la beraber olmuştur diye merak içerisinde bir araştırmacısın. Bir kere yazdığın tüm bitirmelerin bizzat kaynağısın sen. O kadar ‘o kadar’ varken etrafta neden o diye düşünmediğini biliyorum aslında ve buna rağmen ben bugün bir Okan Bayülgen olsaydım bugün bir Okan Bayülgen olmanın zorluğundan bahsederdim sizlere. Dünya barışıyla ilgili konuşur, sahip olduğunuz tüm az ama özlerle mutlu olmanız gerektiğini ve nedenlerini anlatır, benden çok daha özgür olduğunuzu söyler ve benimle ilgili ne düşündüğünüzü merak ederdim. Ben Okan Bayülgen olsaydım Okan Bayülgen olamazdım anlayacağınız. Çirkin ördek yavrusundan hallice bir muhasebeci olurdum ya da borsacı da olur. Bilemediysen halıcı. Zaten olup olabileceklerimiz belliyken bir de Okan Bayülgen olmak çok ayıp anlamda bir zorluk olurdu. Tezatları bünyesinde barındırabilen bünyesi, arkeolojik bir çalışmayla çözülebilecekmiş gibi duran 'O An' larıyla blog köşelerinde bile bahsi geçen bir Okan Bayülgen bugün nerden bakarsan bak, neresinden çekiştirirsen çekiştir küsüratları olan bir sayıdır. Düşündüm öyleyse vardım. Yani o yüzden iyi ki Okan Bayülgen değilmişim sevgili mısır püsküllerim.
foto.: mehmet turgut