29 Ekim 2009 Perşembe

Yok işte

O öyle olmuyor. Onca yazı okudum (ya da her ne ise). Tanıdıklarımdan, tanımadıklarımdan, bana yazılmış, ona buna yazılmış, nedensiz (öyle olmuyor işte), yazdığım, komik, saçma, ağlatan, güldüren, bir defterin ortalarından, ekrandan, oradan ve de biraz şuradan.. kısacası okudum ben de bir şeyler herkes gibi. Sahibine ulaşan, ulaşmayan, ulaşmak istemeyen, ulaşmak isteyip de adres şaşıran, gittiği doğru adreste şaşırıldığını sanan, kafiyeli, böcekli, çiçekli, kafeinli, kafeinsiz. Kısacası okudum. Çok da beğendim, çok da güzel, gayet hoş, yerinde, zamanında, tebrikler. Yaşadım bile okurken. Tanıdık geldi, çok uzak geldi, benden geldi, benden gelsin istedim, istemedim. Kah üzüldük kah eğlendik durumu. Ama en içteninin bile kuytularında bir çıkarcılık var çoğcuum. Satılığa çıkan şarkı sözleriyle bir tutmuyorum asla ama var bir şeyler. Ne kadar dürüst olmuşsa olsun bir yerinde var bir şey hep. En kendi küçülüşünü anlatanda bir özgüven, anlatabiliyorum edası, ben böyleyimlikler.. ya da tamtersi ya da tamamen tersi, tam da tersi yani. Silip kaçtığım en gerçek yazılarım kadar beni sinir eden, uyuz eden yazılar da okudum. Tüm cahilliğiyle da ları ayırabilen şaşırtan yazılar da okudum. Yarım kalmış süsü verilen çoktan bitmiş hikayeler okudum. Bir çocuğun saatlerce uğraştığı kumdan kalesine bir tekme gibi gelmiyor diğer yazdıklarıma, eminim. Okumak güzel bir şey, okuyabilmek. Okumaktan korktuklarını korkmadığın bir anda okuyabilmek ayrı bir güzel hem de. Okuduğunun yeniden yazılması bir yerlerde, ve yazdığının okunması bilinmeyen adreslerde. Ama hep bir şeyler var hepimizin de anlayıp anlamak istemediği anlarken. Anladıktan sonrasıysa daha dükkandan çıkarken neden aldım ki denilen gömlek.
Öyle olmuyor işte. Çok bilip tüm da ları ayırmak bilmek olmuyor ve yetmiyor. En içteni bile içten olmuyor. En içten gözükmek için olduğundan daha içten oluyor hatta. Eee mi? Ne mi var bunda? Hiçbir şey tabiî ki.. Sadece olmayanı olandan daha çok sevdiğim gibi, kareli kağıdın boş satırlarına bakar gibi, yerinde sayıp gider gibi, makyajlı hayallerimiz gibi... Aşık olup bırakabildiğim gibi hem korkak hem cesur. Çok beğeniyorum. Her şey tam da olması gerektiği gibi yani. Ben olmak istediğim yerde değilim diye, yazıyorum diye, sırf milyarlar eksi bir okusun diye, içimdeki artıya hiçbir zaman kavuşamayacağım diye, mutluluk, hüzün falan diye. Kafiyeyi pek sevmesem de eğer öyle çıkmışsa bir şekilde, değiştirmiyorum. Bu da benim içtenliğim, bu da benim salıverdim gittilerim. Yarım kalmış bitmiş hikayem.
Gerisiyse tabiki yalan ve tabiki gerçek.