Sabah olmuş akşam olmaya ve gece olmuş yeniden doğmaya. Bıkıp usanmadığım hayat sıkılmamış benden henüz. Uslanmayan hayatsa kapının dışında ben kapatınca. Penceremin önünde aynı kuşu aynı kuş diye düşünürken kendimi kandırdığımı sanmak en büyük kandırmaca aslında. Bıkıp usanmadığım ama sıkıldığım hayat sıkılmamış benden. Bense kapının öbür tarafında isteksizim çıkmaya. Çıktığım kapıyı geri dönmeden kapatmadığım gibi tezat, pencereden uzattığım ellerim kadar cömert, saçlarını okşayamayacak kadar cimri hayat. Bıkmakla sıkılmak arasındaki ince çizgide durabildiğim gibi inat.
Geçmişle geleceğin ayrımında durduğum gibi bir tek bugün yok bugün. Penceremin önünde oturuyorum ben de bugün o kuşla. Yeter mi dedi aşağıdan şapkasının altındaki karanlık gözleriyle. Fazla bile dedim bugün. Az olan her şeye inat o kuşun kanadında yolladım. Önüne çıkan engellere inat söz veremese de yanındaydım bugün.
Gece bile aydınlıktı bugün karanlığının yanında.
Sabah oldu akşam için ve gece oldu doğmak için.
Geçmişle geleceğin ayrımında durduğum gibi bir tek bugün yok bugün. Penceremin önünde oturuyorum ben de bugün o kuşla. Yeter mi dedi aşağıdan şapkasının altındaki karanlık gözleriyle. Fazla bile dedim bugün. Az olan her şeye inat o kuşun kanadında yolladım. Önüne çıkan engellere inat söz veremese de yanındaydım bugün.
Gece bile aydınlıktı bugün karanlığının yanında.
Sabah oldu akşam için ve gece oldu doğmak için.
Aynı kuş oturuyor yanımda.............

