Soğuk bir telaş var daha çok, soğuk bir telaş sonrasında...Hiç söyleyemediklerimin boş pişmanlığı ya da pişmanlığı boşa. Şimdi olsa diyerek bile başlayamadığım ya da başlayamadığım bile. Çünkü o mükemmel kendini bilmeceler gerçek oldu sonunda; ya da yeniden yalan olabileceği güne kadar. Düzeltmek gerek belki. Şimdi olsa söyleyemezdim yine.Daha kendini tanımadan tanıdığını sandığı onca yüz süsler duvarları.Kimbilir belki kendini bile tanıdı sonra; ya da tanıdı bile.Soğuk bir telaş sonrasında soğuk bir telaş var daha çok. Ne istediğini bilemediğin günlerin her sabahında, ilk kahveyle son bulup sonra yeniden başlayan.Değişip de değişmeyenler, aynı kalanlar hatırına hatırladığım. Sadece içim buz tutmuş sadece çözülmeye. Merakından uzakken aynıyım kandırmacasında. Buçuğa kala durmuş bir saat soğuk bir şaka olsun diye sanki.Aynı saatken baktığım..Ve aynı adımlardı attığım. Herkes kadar herkesden biri kadar hatta. Sonra, değişti değişmeyecekmiş gibi duran onca şey. Yer değiştiriyorken kaybolan. Değişmiş derken değiştim ben de..Yeni yeni tanırken yanıltan da buymuş meğer ve yalan sayılan haksızlık ya da haksızlıktı yalan saymak.
Hayalleri olmayanları da gördüm diye hayal kırıklıklarım hediye. Belki manasında bir ifade görebildim diye ilk defa.. Belki demeyi öğrenmek gibi bir iyimserlik içimde ya da artık umrumda olmayan kötü senaryolarım..
Sonra, gözümü alan ışığın yansımasında gördüğüm ya da göremediğim. Arkası dönükken bile görebildiğine inandığım ya da inandığım bile.Ama birkaç metre uzamış sıkıcı günlerimin yollarında. Sonra; şimdi hiç olmayan bir harf nöbet tutarken kazıdığım o yerde...şimdi ne yapmalı bilmiyorum.
Ya da sonra.

